English-Turkish translations for woman:

kadın, kadınlar · bayan · kızlar · · karı · hanım · hatun · kadınlık · other translations

woman kadın, kadınlar

Do you know how hard it is for a woman to find a good husband in this town?

Bir kadın için iyi bir koca bulmak bu şehirde ne kadar zor biliyor musun?

You tell me, what would a woman like you never do?

Söyle bana, senin gibi bir kadın neyi asla yapmaz?

And this woman is still there at your house, with your mom?

O kadın da hala orada, senin evinde annenle mi birlikte?

Click to see more example sentences
woman bayan

There's a young woman wants to see you, sir.

Sizi görmek isteyen genç bir bayan var, efendim.

A pregnant woman stopped me, I brought her here. You took over.

Hamile bir bayan beni durdu ben de onu buraya getirdim.

Ma'am. A woman and not a lady, Annie?

Bir kadın ama bayan değil mi Annie?

Click to see more example sentences
woman kızlar

But a young girl, a young woman like you

Ama senin gibi genç bir kız, genç bir kadın

That woman is my sister. Right.

O kadın benim kız kardeşim.

It's a picture of a woman and a girl.

Bu bir kadın ve bir kızın olduğu bir resim.

Click to see more example sentences
woman

She's a good wife and mother and She's a lovely woman.

İyi bir , iyi bir anne ve çok hoş bir kadın.

Look, this woman could actually be my future wife.

Bak, bu kadın benim gelecekteki eşim olabilir.

A mother, a teacher, a widow, but you're never just woman.

Bir anne, bir öğretmen, bir . Ama asla sadece bir kadın değilsin.

Click to see more example sentences
woman karı

But this woman isn't his wife.

Ama bu kadın onun karısı değil!

Do you hear me, crazy woman?

Duyuyor musun beni, deli karı?

Two bodies at the wife's house, a woman and a girl.

Karısının evinde iki ceset vardı. Bir kadın ve kız.

Click to see more example sentences
woman hanım

To me, you'll always be my good woman, because I love you.

Benim için hep iyi bir hanım olacaksınız, çünkü sizi seviyorum.

Pretty name for a pretty young woman.

Güzel bir küçük hanım için güzel bir isim.

Who's this lovely young woman?

Bu sevimli genç hanım da kim?

Click to see more example sentences
woman hatun

Find yourself a pretty young woman.

Kendine genç güzel bir hatun bul.

Isn't that your woman?

Senin hatun değil mi bu?

This girl's no woman.

Bu hatun bir kadın değil.

Click to see more example sentences
woman kadınlık

Yeah, or a one-woman job.

Evet, ya da tek kadınlık iş.

Perhaps even a one-woman show.

Belki bir tek-kadınlık gösteri.

That's just bad business. And bad "womaning.

Bu sadece kötü ve kötü "kadınlık".

Click to see more example sentences