won't

But I won't, because there's at least one person who wants me here and that's good enough for me.

Ama gitmem, çünkü burada beni isteyen en azından bir kişi var ve bu benim için yeterli.

Now, I won't tell him you're not my daughter, but you gotta do something for me.

Şimdi, ona kızım olmadığını söylemem, ama sen de benim için bir şey yaparsan.

Now be a good girl and come back home. I won't.

Şimdi iyi bir kız ol ve eve geri gel. olmaz.

I don't know things because you guys won't tell me anything. Right?

Ben bir şey bilmiyorum çünkü siz bana hiçbir şey anlatmıyorsunuz. doğru değil mi?

It won't be easy, but we're all together again and I feel good.

Kolay olmayacak ama yine hep beraberiz. Ve kendimi iyi hissediyorum.

I know, but this won't take long, okay, please?

Biliyorum ama bu uzun sürmez, tamam mı? Lütfen?

I'm sorry, I'm sorry, it won't happen again.

Özür dilerim, özür dilerim. Bir daha olmayacak.

And this time it won't be for anyone else not your father, your sister.

Ve bu kez kimse için olmayacak. Baban için de, kardeşin için de olmayacak.

And you'll always do what's best for them, won't you?

Ve onlar için her zaman en iyisini yapacaksın değil mi?

It won't bring him back, but it's the next best thing.

Onu geri getirmeyecek ama yapabileceğimiz en iyi şey bu.