English-Turkish translations for wonderful:

harika · güzel · muhteşem · mükemmel · çok iyi · müthiş · şahane · garip · muazzam · fevkalade · harikulâde · şaşılacak · nefis · other translations

wonderful harika

It's wonderful to see you, but i don't think that's a good idea.

Seni görmek harika ama bence bu iyi bir fikir değil.

Yes, he's a wonderful boy.

Evet, o harika bir çocuk.

Isn't it a wonderful night?

Harika bir akşam, değil mi?

Click to see more example sentences
wonderful güzel

Dear Lord, we thank you for this wonderful time and this beautiful day.

Tanrım, sana bu harika zaman ve güzel gün için teşekkür ederiz.

It was a wonderful wedding, wasn't it?

Çok güzel bir düğün oldu, değil mi?

I just had the most wonderful dream.

Az önce çok güzel bir rüya gördüm.

Click to see more example sentences
wonderful muhteşem

But now I have a wonderful husband, a beautiful home

Ama şu an muhteşem bir kocam ve güzel bir evim var.

So, you coming home tonight or is this another night spent with Mr. Wonderful?

Bu gece eve geliyor musun, yoksa Bay Muhteşem ile başka bir gece daha geçireceksin?

But he was a really good brother and a wonderful son and a wonderful boyfriend to Maude.

Ama gerçekten de iyi bir kardeşti. Ve muhteşem bir çocuk. Ve Maude için muhteşem bir erkek arkadaş.

Click to see more example sentences
wonderful mükemmel

I don't think that's such a good idea. it's a wonderful idea.

Bunun çok iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum. Mükemmel bir fikir.

I have a wonderful son.

Mükemmel bir oğlum var.

Oh isn't that wonderful of her.

Oh, o mükemmel değil mi.

Click to see more example sentences
wonderful çok iyi

I don't think that's such a good idea. it's a wonderful idea.

Bunun çok iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum. Mükemmel bir fikir.

It will be wonderful news for your father

Baban için çok iyi bir haber olacaktır.

But I have wonderful news.

Ama çok iyi haberlerim var.

Click to see more example sentences
wonderful müthiş

That's a wonderful thing, isn't it?

Bu müthiş bir şey değil mi?

Yes. I think that sounds wonderful.

Evet, bence müthiş bir fikir.

You were a wonderful, sweet kid.

Sen müthiş, tatlı bir çocuktun.

Click to see more example sentences
wonderful şahane

This is absolutely wonderful, but, um, I'm not so sure that we need him.

Bu çok şahane bir şey ama ona ihtiyacımız olduğuna emin değilim.

Everything looks wonderful for us money, happiness and great success.

Bizim için her şey şahane görünüyor para, mutluluk ve harika bir başarı.

It's all right. Wonderful moment moment between two guys

İyi işte, iyi. Şahane bir an iki adam arasında.

Click to see more example sentences
wonderful garip

Love is a strange and wonderful thing, Chief.

Aşk çok garip ve harika bir şeydir şef.

It's a rich and magical place filled with strange and wonderful creatures

Burası garip ve harika yaratıklar ile dolu bereketli ve büyülü bir yerdir.

It's not weird. It's wonderful and romantic.

Garip değil, şahane bir şey ve romantik.

Click to see more example sentences
wonderful muazzam

It sounds like a wonderful evening.

Muazzam bir akşam gibi görünüyor.

You are a wonderful person, and

Sen muazzam bir insansın. ve

I'm not that wonderful.

Ben o kadar muazzam değilim.

Click to see more example sentences
wonderful fevkalade

But then a wonderful thing happened.

Ama sonra fevkalade bir şey oldu.

And now what? "isn't it wonderful"?

Ya şimdi? "Fevkalade değil mi"?

John, Sean, and I started to have such a fantastically sweet and wonderful life together.

John, Sean ve ben birlikte fevkalade tatlı ve şahane bir hayat yaşamaya başladık.

Click to see more example sentences
wonderful harikulâde

A Wonderful Love

Harikulâde Bir Aşk

Wonderful, a great sample, it's perfect!

Harikulâde, müthiş bir örnek. Bu mükemmel!

Introductions this is Lin-Lin and this wonderful creature is Delores.

Tanıştırayım bu Lin-Lin Ve bu harikulâde varlık ise Dolores.

Click to see more example sentences
wonderful şaşılacak

Well, it is a wonder.

Bu şaşılacak bir şey.

It's an amazing ever-changing world, full of natural wonders.

Sürekli değişen, doğal harikalarla dolu, şaşırtıcı bir dünya.

And in this splenditudinous figment of wonder, Is that Bone's ride?

Ve bu olağanüstü rüyada şaşılacak şeyler gördüm. Bu, Bone'un botu mu?

Click to see more example sentences
wonderful nefis

This is really wonderful, honey.

Bu gerçekten nefis canım.

Honey, this is wonderful cheese.

Hayatım, bu peynir nefis.