English-Turkish translations for work:

işte, iş · çalıştırmak, çalışan, çalışmak · yapmak · çalışma · iş yapmak · etmek · iş görmek · tüm · görev · yürümek · mesai · etkilemek · el işi · ürün · işyeri · eser · işçilik · işlemek · kitap · uğraşmak, uğraş · fabrika · oynamak, oynatmak · mekanizma · emek · başarılı olmak · work · amel · meşgul olmak · meslek · kurmak · tesis · yapıt · işleyiş · işe yaramak · sokmak · çözmek · üstünden geçmek · other translations

work işte, iş

All the work around here, and the kids, and everything and my husband left me a week ago

Buradaki bütün işler, çocuklar, her şey ve kocam beni bir hafta önce terk etti.

So, this is my work too.

Bu yüzden, bu da benim işim.

If you want to work, I'll find you another job.

Çok çalışmak istiyorsan ben sana başka bir bulurum.

Click to see more example sentences
work çalıştırmak, çalışan, çalışmak

Wait a minute, you and your brother are working together and nobody told me about that?

Bekle bir dakika sen ve kardeşin beraber çalışıyorsunuz ve kimse bunu bana söylemedi öyle mi?

She either works for Red John, or she's about to become his next victim.

Ya Red John için çalışıyor ya da bir sonraki kurbanı olacak.

You and that woman you work with.

Sen ve birlikte çalıştığın şu kadın.

Click to see more example sentences
work yapmak

This isn't easy for me because you've worked really hard and done so much for my career.

Bu benim için kolay değil çünkü gerçekten sıkı çalıştın ve kariyerim için birçok şey yaptın.

Do you have anything important at work today?

Bugün işte yapacağın önemli bir şey var mı?

Have you done such work before?

Daha önce böyle bir yaptın mı?

Click to see more example sentences
work çalışma

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

When did you start working for them?

Ne zaman onlar için çalışmaya başladın?

That's working, isn't it?

Çalışma bu, öyle değil mi?

Click to see more example sentences
work iş yapmak

Look, I really want to make this work, you and me.

Bak bu işi gerçekten yapmak istiyorum, senin ve benim.

What are we doing after work tonight?

Bu akşam işten sonra ne yapıyoruz?

How I made it work for so long.

Nasıl o yaptı bu kadar uzun süre.

Click to see more example sentences
work etmek

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

She was trying to help you, and it worked.

Sana yardım etmeye çalıştı, ve işe yaradı da.

Laurel, I am working on something on my end, but If it doesn't work out, this is my best chance to help my sister.

Laurel, ben de bir şey üzerinde çalışıyorum ama eğer işe yaramazsa kardeşime yardım etmek için en iyi şansım bu.

Click to see more example sentences
work iş görmek

This work is not for me.

Bu bana göre değil.

I've seen work done like this before.

Daha önce böyle bir görmemiştim.

Then, to you, this is work.

Öyleyse sana göre bu .

Click to see more example sentences
work tüm

Look, I'll do all the work, okay?

Bak, tüm işi ben yapacağım, tamam mı?

I'll do all the work.

Tüm işi ben yaparım.

All that hard work.

Tüm o sıkı çalışma.

Click to see more example sentences
work görev

So, it's a job, this "night work?

Bu "gece işi" bir görev mi?

But he still works there as a security guard.

Ama hâlen güvenlik görevlisi olarak orada çalışıyor.

A security guard who works nights.

Geceleri çalışan bir güvenlik görevlisi.

Click to see more example sentences
work yürümek

I'm sorry, I don't really know how this works.

Özür dilerim, bu işler nasıl yürüyor bilmiyorum.

That's the way this works!

Bu işler bu şekilde yürüyor!

You think that's how this works?

Bu işler böyle mi yürüyor?

Click to see more example sentences
work mesai

Face" time. And this is extra work.

Şey, "Yüz yüze." Ve bu fazladan mesai.

I worked overtime last night.

Dün gece fazla mesai yaptım.

Looks like somebody's working overtime.

Biri fazla mesai yapıyor gibi.

Click to see more example sentences
work etkilemek

But she came back to work, and that's very impressive.

Ama O işe geri döndü ve bu oldukça etkileyici.

Very impressive work, gentlemen.

Çok etkileyici bir çalışma, baylar.

It's impressive work, Detective.

Etkileyici bir dedektif.

Click to see more example sentences
work el işi

She still has work for you.

Elinde senin için hala var.

I've got work.

Elimde var.

Give the man a hand, that's just terrific work.

Adama bir "el" atın Muhteşem bir bu.

Click to see more example sentences
work ürün

They made a good product. It worked.

İyi bir ürün yaptılar, işe yaradı.

Look, Eden, I thought that we I thought that, uh, that, uh, that this product that I've been working on,

Bak, Eden, Düşündüm de belki biz yani düşündüm de, bu, ah, bu bu, benim üzerinde çalıştığım ürün.

Listen, Doctor, your product works.

Dinle Doktor, ürünün çalışıyor.

Click to see more example sentences
work işyeri

Did something happen at work today?

Bugün işyerinde bir şey mi oldu?

Oh, it's just a work Christmas party kind of thing.

Aa, sadece işyerinde Noel partisi gibi bir şey.

I have a work wife, but it's totally innocent.

Bir işyeri karım var. Ama tamamen masum bir şey.

Click to see more example sentences
work eser

This could be my best work.

Bu en iyi eserim olacak

They're my work!

Onlar benim eserim!

This is my work, Adam.

Bu benim eserim Adam.

Click to see more example sentences
work işçilik

Hey, this is really wonderful work.

Hey, bu gerçekten harika bir işçilik!

And the labor isn't easy Then you'll all work triple shifts

Ve işçilik kolay değil O halde üç vardiya çalışmalısınız

That is first-rate work.

Birinci sınıf işçilik bu..

Click to see more example sentences
work işlemek

I have other important work

Başka önemli işlerim de var.

I've got work to do, okay?

Yapacak işlerim var, tamam mı?

No, I've got some work.

Hayır, bazı işlerim var.

Click to see more example sentences
work kitap

Jonathan, are you working on a new book?

Jonathan, yeni bir kitap üzerinde çalışıyor musun?

Research got a new book in the works.

Araştırma. Yeni bir kitap işi var da.

And then he gave him a book. Collected Works of Aleister Crowley.

Ve sonra o, ona bir kitap verdi. Aleister Crowley'in Toplu Çalışmaları.

Click to see more example sentences
work uğraşmak, uğraş

That's why everybody worked on him.

Bu yüzden herkes onunla uğraştı.

Tom worked really hard on this meal.

Tom bu yemek için gerçekten çok uğraştı.

Violet worked very hard on preparing a traditional Shabbat dinner.

Violet geleneksel bir şabat yemeği hazırlamak için çok uğraştı. Şabat?

Click to see more example sentences
work fabrika

We've worked hard for five years and we've made sacrifices for this factory.

Beş yıl boyunca çok çalıştık ve fabrika için fedakârlıklar yaptık.

Hey Todd, do we even have any factory work?

Hey Todd. Ama Hiç fabrika işimiz var mı?

It is a sweatshop, which makes you A working factory. the biggest loser, Fatty McGoo.

Ecel tezgahı ki bu seni Bir fabrika. en büyük kaybeden yapar, Şişko Şeşibeş.

Click to see more example sentences
work oynamak, oynatmak

Work and play the game.

Çalışmak ve oyununu oynamak.

Work hard, play hard.

Çok çalış sert oyna.

Work, play, friendship family.

Çalışmak, oynamak, dostluk, aile.

Click to see more example sentences
work mekanizma

Works fine but is extremely dangerous.

Mekanizma güzel ama çok tehlikeli.

Non, the mechanism it works like clockwork as a rule.

Mekanizma saat gibi iyi çalışır. Bu bir kuraldır.

Tom Dowd built an eight-track mixing console, two recorders, the works.

Tom Dowd, sekiz-kanallı bir karıştırma konsolu, iki kaydedici ve mekanizmaları kurdu.

Click to see more example sentences
work emek

My grandfather worked until retirement with this disease.

Büyükbabam emekli olana kadar bu hastalıkla çalıştı.

Six months' work.

Altı aylık emek.

It's as much your work as Eleanor's.

Eleanor'un olduğu kadar senin de emeğin çok.

Click to see more example sentences
work başarılı olmak

Victoria, of course you and I are gonna work out.

Victoria, tabii ki sen ve ben başarılı olacağız.

Please, work hard and be successful.

Lütfen, çok çalış ve başarılı ol.

My father worked hard for his family, and prospered and built this house.

Babam ailesi için sıkı çalıştı, başarılı oldu, ve bu evi yaptı.

Click to see more example sentences
work work

I'm Alan Lomax, and this is Mr. John Work from Fisk University.

Ben Alan Lomax, bu da Fisk Üniversitesi'nden Bay John Work.

And America Works works.

Ve America Works işe yarıyor.

Higgins Iron Works?

Higgins Iron Works?

Click to see more example sentences
work amel

I work as a Iaborer, simple work

Bir amele gibi basit işlerde çalışırım.

I didn't know a seminarist could work as a Iaborer

Bir amele gibi çalışan ilahiyatçıyı da hiç duymadım.

'His friends worked like a smooth harmony,

' Arkadaşları amele gibi pürüzsüz bir uyum,

work meşgul olmak

Because I'm too busy working.

Ben çok meşgul çalışma olduğum için.

Tell them he's busy working.

Onlara meşgul olduğunu söyle.

My work keeps me pretty busy.

İşlerim beni oldukça meşgul ediyor.

work meslek

Yeah, it's called police work.

Evet, buna polis mesleği deniyor.

Politicians, police and professions, both Protestant and Catholic, are working together.

Politikacılar, polis ve meslekler, gerek Protestan gerek Katolik birlikte çalışıyor.

Work and sex

Meslek ve seks.

work kurmak

It really works this Incense of Time Trap.

Gerçekten çalışıyor bu zamanda tuzak kurma tütsüsü.

Well, framing me didn't work.

Bana komplo kurmak işe yaramadı.

Colin's working with a guy at Dorner's Cleaners.

Colin'in yanındaki adam Dorner Kuru Temizleme' dendi.

work tesis

Working all summer in a Caribbean resort.

Tüm yaz çalışarak bir karayip tesisinde.

Where people like me were working in hi-tech factories.

Benim gibi insanların yüksek teknoloji tesislerde çalıştığı yerleri

Limehouse Chemical Works,

Limehouse Kimyasal Tesisleri.

work yapıt

This is Shakespeare's most mature work, miles better than Hamlet.

Bu Shakespeare'in en iyi yapıtı, Hamlet'ten çok daha iyi.

work işleyiş

Are they the workings ofone mind?

Bunlar bir aklın işleyişi mi?

work işe yaramak

Does EPO work?

İşe yaramak mı?

work sokmak

Munitions and firearms identifier, powered and working.

Cephane ve silah arayıcıları devreye sokuldu.

work çözmek

Funny how things work out sometimes.

Ne kadar komik bazen işleri çözmek.

work üstünden geçmek

Last year, we worked on simple observations.

Geçen yıl basit gözlemler üstüne çalıştık.