worlds

You see, in this world, there's people like me and there's people like you.

Yani bu dünyada benim gibi insanlar var ve senin gibi insanlar var.

This is the real world, and not everything is black and white.

Bu gerçek dünya ve her şey siyah ve beyaz değil.

I understand that if everyone was more like you, the world would be a better place.

Anlıyorum eğer sen gibi daha çok insan olsaydı dünya çok daha iyi bir yer olurdu.

There's a world of bad news out there ladies and gentlemen, a world of bad news.

O kadar çok kötü haber var ki, bayanlar baylar, bir dünya dolusu kötü haber.

That's why I want to do it before I do anything else in this world.

Bu yüzden, bu dünyada başka bir şey yapmadan önce bunu yapmak istiyorum.

She said, "There are good people and bad people in this world and a very bad person did this to your father.

Bu dünyada iyi insanlar ve kötü insanlar vardır, ve babana bunu çok kötü bir insan yaptı" dedi.

That's so weird because I actually want to do important things in the world.

Bu çok garip, çünkü ben gerçekten dünyada önemli işler yapmak istiyorum.

There's nothing in this world more important than family.

Bu dünyada aileden daha önemli bir şey yoktur.

He knew he wanted to do something big, Maybe even something that would change the world.

Büyük bir şey, hatta belki de dünyayı değiştirecek bir şey yapmak istediğini biliyordu.

Yeah, well, in a better world, a lot of things would be different.

Evet, şey, daha iyi bir dünyada, bir çok şey daha farklı olurdu.