English-Turkish translations for worried:

endişeli, endişe · üzgün · kaygılı, kaygı · düşünceli · üzüntü · other translations

worried endişeli, endişe

Don't worry and keep working. I've come here because I have something important to tell you.

Endişelenme, çalışmaya devam et, buraya geldim; çünkü sana söyleyeceğim önemli bir şey var.

But don't worry about us.

Ama bizim için endişelenme.

Don't worry about her, man.

Onun için endişelenme, dostum.

Click to see more example sentences
worried üzgün

And I'm telling you, Sam, I'm very worried about

Ve sana diyorum, Sam, Gerçekten çok üzgünüm

I'm sorry, I'm not worried anymore

Hayır. Üzgünüm. Artık endişeli değilim.

I'm not worried, okay!

Üzgün değilim, tamam mı!

Click to see more example sentences
worried kaygılı, kaygı

But Dad's not young and he's worried.

Ama Babam genç değil ve kaygılanıyor.

Without any worries, a calm and quiet world

Hiçbir kaygı olmadan, sakin ve sessiz bir dünya

Uncle Edward is worried, isn't he?

Edward amca kaygılı, değil mi?

Click to see more example sentences
worried düşünceli

Don't worry about them, worry about yourself.

Onlar hakkında endişe etme, sen kendini düşün.

You just worry about yourself.

Sen kendini düşün sadece.

You just worry about me.

Sen sadece beni düşün.

Click to see more example sentences
worried üzüntü

Taj, I learned a long time ago that worrying is like a rocking chair.

Taj, uzun süre önce öğrendim ki üzüntü sallanan bir sandalye gibidir.

A short life embraces sorrow and worries.

Kısa bir hayat.. üzüntü ve endişeleri kucaklar.