worsted

And the worst part is he actually seemed like a good guy, and now I'll probably never see him again.

Ve en kötü kısmı da, o iyi birine benziyordu ve şimdi muhtemelen onu bir daha göremeyeceğim.

We weren't the best parents in the world, but we weren't the worst either, right?

Belki dünyanın en iyi anne babası değildik, ama en kötüsü de değildik, değil mi?

I have been everywhere and I'm telling you, this is the worst vacation ever.

Ben her yere gittim. Ve sana söylüyorum bu olabilecek en kötü tatil.

i know it's late, but i've had the worst day. i'm sorry, babe, but i-i

Geç olduğunu biliyorum ama çok kötü bir gün geçirdim. Üzgünüm bebeğim ama ben

Okay, you know what, this is the worst thing.

Tamam, ne var biliyor musun, bu en kötüsü.

I think that's the worst thing I've ever heard.

Sanırım bu şimdiye kadar duyduğum en kötü şey.

Maybe this isn't the worst thing in the world.

Belki de bu, dünyadaki en kötü şey değildir.

You know what the worst part is?

En kötü kısmı ne biliyor musun?

A father will do anything for his daughter, even the worst thing.

Bir baba kızı için her şeyi yapar, en kötü şeyi bile.

Yeah, but you're the worst girlfriend in the world.

Evet, ama sen dünyadaki en kötü kız arkadaşsın.