English-Turkish translations for worth:

değmek, değer · değerinde, değerli · eder · servet · bedel · paha · fiyat · kıymet, kıymetli · layık · other translations

worth değmek, değer

I thought for a moment there you'd finally found something worth living for.

Bir an için, sonunda yaşamaya değer bir şey bulduğunu düşünmüştüm.

No. He's part of the price, but he's not worth a king.

Hayır, o da bir bedele değer, ama Kral kadar değil!

ls it worth this man's life?

Bu adamın hayatına değer mi?

Click to see more example sentences
worth değerinde, değerli

So, what is this information worth to you, my friend?

Pekala. Bu bilgi senin için ne kadar değerli, dostum?

Half a million dollars worth.

Yarım milyon dolar değerinde.

No, but you're worth more than this.

Hayır ama sen bundan daha değerlisin.

Click to see more example sentences
worth eder

You have any idea how much money she's worth?

Ne kadar para eder, bir fikrin var mi?

Is he worth a million?

Bir milyon eder mi?

That music box is worth a fortune.

Bu müzik kutusu bir servet eder.

Click to see more example sentences
worth servet

This house must be worth a fortune.

Bu ev bir servet değerinde olmalı.

That land will be worth a fortune, Mrs. Thompson.

O arazi bir servet değerinde olacak, Bayan Thompson.

That picture is worth a fortune.

O tablo bir servet değerinde.

Click to see more example sentences
worth bedel

No. He's part of the price, but he's not worth a king.

Hayır, o da bir bedele değer, ama Kral kadar değil!

This thing must be worth a fortune.

Bu şey bir servete bedel olmalı.

Is that a price worth paying?

Ödemeye değer bir bedel mi?

Click to see more example sentences
worth paha

Expensive, yes, but worth every penny!

Pahalı, evet, ama her kuruşa değer!

An expensive lunch, but it was worth it.

Pahalı bir öğle yemeği, ama buna değdi.

Cost and worth are very different things.

Paha ve değer çok farklı şeylerdir.

Click to see more example sentences
worth fiyat

This had better be worth the price.

Bu değer fiyat olsa iyi olur.

What's your donkey worth?

Ne kadar senin eşeğin fiyatı?

A little pricier but worth it.

Fiyatı biraz pahalı ama buna değer.

worth kıymet, kıymetli

How could a message be worth more than your own life?

Bir mesaj nasıl olur da senin hayatından daha kıymetli olabilir?

Why is the luncheonette worth so much to you?

Luncheonette neden kıymetli senin için bu kadar?

worth layık

You're not worth her.

Sen ona layık değilsin!