English-Turkish translations for wrong:

yanlış · sorunlu, sorun · yanlış olarak · ters · haksız · hatalı, hata · kötü · yanlış yol · ters olarak · haksızlık · yanlışlık · yersiz · suç · yanlış şekilde · yalan · uygunsuz · kusur · zarar · haksızlık etmek · fena · günah · zarar vermek · acıtmak · bozuk · other translations

wrong yanlış

Well, I think there's something wrong too, Miss, but not the same thing.

Evet, yanlış olan bir şeyler var ama, bayan, aynı şey değil.

I'm really sorry. Did I do something wrong?

Özür dilerim yanlış bir şey mi yaptım?

Do you think we did something wrong?

Sence yanlış bir şey mi yaptık?

Click to see more example sentences
wrong sorunlu, sorun

Oh, my god, there really is something wrong with you.

Oh, aman tanrım senin gerçekten bir sorunun var.

No, I already know what's wrong.

Sorunun ne olduğunu zaten biliyorum.

Oh, dear, what's wrong?

Ah, tatlım, sorun nedir?

Click to see more example sentences
wrong yanlış olarak

I don't know what it is, but we didn't do anything wrong.

Bunun ne olduğunu bilmiyorum ama biz yanlış bir şey yapmadık.

But I think there was something wrong with him.

Ama yanlış giden bir şeyler olduğunu düşünüyorum.

I must have done something wrong.

Yanlış bir şey yapmış olmalıyım.

Click to see more example sentences
wrong ters

Then there must be something wrong here.

O zaman burada ters giden bir şeyler olmalı.

Is there something else wrong?

Ters giden bir şey mi var?

But something was wrong.

Ters giden bir şey vardı.

Click to see more example sentences
wrong haksız

I'm not saying she's always wrong about everything, but she's not always right, either.

Ben de benimkine. Her zaman, her şey hakkında yanlış olduğunu söylemiyorum ama her zaman da doğru değil.

Everything you said about her is wrong.

Onun hakkında söylediğin her şey yanlış.

But he's not wrong.

Ama haksız da değil.

Click to see more example sentences
wrong hatalı, hata

If there is something wrong It's not your fault.

Eğer bir sorun varsa bu senin hatan değil.

What did we do so wrong?

Ne hata yaptık ki biz?

Where did I go wrong?

Ben nerede hata yaptım?

Click to see more example sentences
wrong kötü

Good or bad, right or wrong, it is the only one that I know.

İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, bildiğim tek şey bu.

You've never done anything wrong or bad ever.

Sen hiç yanlış bişey yapmadın ya da kötü.

No, it's not the wrong night.

Hayır, kötü bir gece değil.

Click to see more example sentences
wrong yanlış yol

There's a right way and a wrong way to do this, okay?

Bunu yapmanın bir doğru bir de yanlış yolu vardır, tamam mı.

There's a right way to do things and a wrong way.

Doğru bir yolu şeyler yapmak's ve yanlış bir yol.

That's actually the wrong way.

Aslında orası yanlış yol.

Click to see more example sentences
wrong ters olarak

Then there must be something wrong here.

O zaman burada ters giden bir şeyler olmalı.

But something must have gone wrong.

Ama bir şeyler ters gitmiş olmalı.

But one thing went wrong, didn't it George?

Ama ters giden bir şey oldu, değil mi George?

Click to see more example sentences
wrong haksızlık

Please forgive me before I die. I wronged you.

Sana haksızlık ettim lütfen ölmeden önce beni affet.

James, she's just your type! Wrong again, Moneypenny. You are.

James, senin tipin gibi! yine haksızlık ediyorsun Moneypenny.

I have been wronged, isn't it?

Ben haksızlık yaptım öyle değil mi?

Click to see more example sentences
wrong yanlışlık

Well, there's something wrong here.

Ama burada bir yanlışlık var.

Wait, There is something wrong.

Bekleyin, bir yanlışlık var.

There was something wrong somewhere.

Bir yerde bir yanlışlık vardı.

Click to see more example sentences
wrong yersiz

Did you do something wrong at work?

İş yerinde yanlış bir şey mi yaptın?

For us, there is justice but this man has done nothing wrong.

Bizim için adalet yerini buldu. fakat bu adam yanlış hiçbir şey yapmamıştı.

What did I eat wrong?

Yanlış bir şey mi yedin?

Click to see more example sentences
wrong suç

Everything that's wrong in your life is my fault.

Hayatında yanlış giden her şey benim suçum.

Everything that's wrong in your father's life is my fault.

Babanın hayatında yanlış giden her şey de benim suçum.

That's why, in my opinion, there is no lazy, wrong, or guilty child.

Bu yüzden benim kanımca tembel çocuk hatalı çocuk, suçlu çocuk yoktur.

Click to see more example sentences
wrong yanlış şekilde

This is happening the wrong way.

Bu yanlış bir şekilde oluyor.

It's I don't know, but this feels wrong somehow.

Bilmiyorum; fakat bu bana bir şekilde yanlış görünüyor.

If I somehow gave you the wrong impression the other night, I apologize.

Eğer sana bir şekilde yanlış bir izlenim verdiysem özür dilerim.

Click to see more example sentences
wrong yalan

This is about knowing the difference between right and wrong, between the truth and a lie.

Bu doğru ve yanlış arasındaki farkı bilmek hakkında, yalan ve gerçek arasındaki farkı

So either someone's lying or we got the wrong four guys.

Yani ya biri yalan söylüyor ya da yanlış dört adamı yakaladık.

That's wrong, isn't it lying to a policeman?

Bu yanlış, değil mi polise yalan söylemek?

Click to see more example sentences
wrong uygunsuz

Maybe I'm just wrong for the job.

Belki de bu için uygun değilim.

Then it's the wrong place for me.

O zaman orası bana uygun değil.

Because, in here, inappropriate can mean a smile at the wrong time, Bennett.

Çünkü burada uygunsuz demek yanlış bir zamanda gülmek demek olabilir Bennett.

Click to see more example sentences
wrong kusur

I'm sorry. Did I do something wrong?

Kusura bakmayın, yanlış bir şey mi yaptım?

I'm sorry, officer, did I do something wrong?

Kusura bakmayın memur bey ama yanlış bir şey mi yaptım?

Doctor Crane, I'm sorry if I made a bad first impression, but I think, no, I know, it was a wrong impression.

Doktor Crane, eğer kötü bir ilk izlenim bıraktıysam kusura bakmayın ama sanırım, hayır, biliyorum ki yanlış bir izlenim bıraktım.

Click to see more example sentences
wrong zarar

The wrong people always get hurt.

Her zaman yanlış insanlar zarar görür.

Because it's wrong to hurt people.

Çünkü insanlara zarar vermek yanlış.

One wrong step could harm the entire party.

Yanlış atılan bir adım, tüm partiye zarar verebilir.

Click to see more example sentences
wrong haksızlık etmek

James, she's just your type! Wrong again, Moneypenny. You are.

James, senin tipin gibi! yine haksızlık ediyorsun Moneypenny.

Wrong again, Moneypenny. You are.

Yine haksızlık ediyorsun Moneypenny.

Your honor whom has Max Bialystock wronged?

Sayın Yargıç, Max Bialystock kime haksızlık etmiştir?

Click to see more example sentences
wrong fena

Don't get me wrong, it's not a bad job, I get travel sometimes.

Beni yanlış anlama fena bir değil. Bazen seyahat de ediyorum.

Listen, Gylfie, those birds are doing something terribly wrong.

Dinle Gylfie, o kuşlar çok fena yanlış bir şey yapıyorlar.

But I've wronged you, badly.

Ama sana fena haksızlık ettim.

wrong günah

It's a sin and we know it's wrong

Bu bir günah ve yanlış olduğunu biliyoruz

So what is wrong with another sin?

Peki yanlış olan ne? Bir başka günahta

Around the concrete altar, the guilty Haouka must confess their wrong-doings.

Betondan sunağın etrafında suçlu Hausalar günahlarını itiraf etmek zorundalar.

wrong zarar vermek

Because it's wrong to hurt people.

Çünkü insanlara zarar vermek yanlış.

One wrong step could harm the entire party.

Yanlış atılan bir adım, tüm partiye zarar verebilir.

No, you're wrong Coble would never hurt me

Hayır, yanılıyorsun. Coble bana asla zarar vermez.

wrong acıtmak

But make the wrong decision here and you condemn Sylvia to a painful and lingering death.

Ama yanlış bir karar verirseniz, Sylvia'yı acılı ve yavaş bir ölüme mahkum edeceksiniz.

Sometimes life brings pain and strife And all seems wrong

Bazen yaşam acı ve kavga getirir" "ve her şey yanlış gözükür.

wrong bozuk

Garbled sentences and answers all wrong?

Cümlelerin bozuk. .tüm cevapların yanlış?