English-Turkish translations for yet:

henüz · daha · ama · oysa · de · bile · yine · hala · yine de · da · ve yine · şimdiden, şimdilik, şimdi · sonunda · fakat · ancak · hatta · buna rağmen · daha şimdiden · gerçi · şimdiye kadar · lakin · halbuki · aksine · hâlen · şu anda · other translations

yet henüz

Look, I don't know everything yet, but that's why I need a team.

Bak, her şeyi henüz bilmiyorum ama bu yüzden bir takıma ihtiyacım var.

They're just not ready yet.

Sadece henüz hazır değiller.

We're not sure yet.

Biz henüz emin değiliz.

Click to see more example sentences
yet daha

No, not yet, but we got a special doctor coming to see you.

Hayır. Daha değil. Ama sizi özel bir doktor görmeye gelecek.

Aren't you ready yet? What?

Daha hazır değil misin?

He's not yet married.

O daha evli değil.

Click to see more example sentences
yet ama

Look, I don't know everything yet, but that's why I need a team.

Bak, her şeyi henüz bilmiyorum ama bu yüzden bir takıma ihtiyacım var.

But, not yet.

Ama henüz değil.

Not yet, but soon, I think.

Henüz değil, ama sanırım yakında.

Click to see more example sentences
yet oysa

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

No. It isn't her, not yet.

Hayır, o değil, henüz değil.

Then why they ain't ready yet?

O zaman neden hâlâ hazır değiller?

Click to see more example sentences
yet de

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

It's possible and yet it's not possible.

Bu mümkün, ama yine de mümkün değil.

Now, I wasn't ready yet, either, but they needed me.

Ben de hazır değildim ama bana ihtiyaçları vardı.

Click to see more example sentences
yet bile

Look, I don't know everything yet, but that's why I need a team.

Bak, her şeyi henüz bilmiyorum ama bu yüzden bir takıma ihtiyacım var.

He needs me, even if he doesn't know it yet.

Bana ihtiyacı var. Bunu henüz bilmiyor olsa bile.

I don't know about that yet, either.

Bu konuda henüz bir şey bilmiyorum.

Click to see more example sentences
yet yine

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

And yet I feel good.

Yine de iyi hissediyorum.

Yet already I know this country better than you.

Yine de bu ülkeyi senden iyi biliyorum.

Click to see more example sentences
yet hala

And yet here you are, talking, talking, talking and doing nothing, nothing, nothing.

Ve sen hala konuşuyor, konuşuyor ve hiçbir şey yapmıyor, yapmıyorsun.

I'm not happy yet, but keep trying.

Hala mutlu değilim, denemeye devam et.

You you haven't called him yet?

Sen onu hala aramadın mı?

Click to see more example sentences
yet yine de

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

And yet, you still did it.

Ve yine de bunu yaptın.

And yet here I am.

Ama yine de buradayım.

Click to see more example sentences
yet da

How difficult it must be for you to know that and yet how important to remember it.

Bunu bilmek sizin için ne kadar zor olmalı. Hatırlamak da bir o kadar önemli.

Either you haven't slept with her yet or she wasn't that good.

Ya daha onunla yatmadın, ya da o kadar da iyi değildi.

Or better yet, go away!

Daha da iyisi, buradan git!

Click to see more example sentences
yet ve yine

I have absolutely nothing in common with my family and yet they are my family, which is great.

Ailemle ortak hiçbir şeyim yok ve onlar yine de benim ailem. Bu harika bir şey.

It was so new and so different, and yet so close.

Bu çok yeni, çok farklı ve yine de çok tanıdıktı.

And yet you choose death for this family!

Ve sen bu aile için ölümü seçtin yine de.

Click to see more example sentences
yet şimdiden, şimdilik, şimdi

Not now, maybe next year, I'm not sure yet.

Şimdi değil, belki gelecek sene, Henüz emin değilim.

What does that mean, "yet"?

Ne demek şimdi bu, "henüz"?

Don't do anything yet.

Şimdilik bir şey yapma.

Click to see more example sentences
yet sonunda

Look, this isn't over yet. all right?

Bak, bu daha sona ermedi. Tamam mı?

This virus is extremely infectious and there is no effective vaccine yet.

Bu virüs son derece bulaşıcı ve henüz etkili bir aşısı yok.

Well, Holy Father, last day not yet come?

Peki, Kutsal Peder, son gün Henüz gelmedi?

Click to see more example sentences
yet fakat

That's true, but I'm just not ready yet.

Bu doğru fakat ben henüz hazır değilim.

And I'm not ready yet.

Fakat henüz hazır değilim.

But Linda isn't here yet.

Fakat Linda henüz burada değil.

Click to see more example sentences
yet ancak

Not yet, but there's some hope.

Henüz yok, ancak biraz ümit var.

Yet, that water must come from somewhere.

Ancak, bu su bir yerlerden gelmiş olmalı.

Not yet, but right now, it's Voyager I'm worried about.

Henüz değil, ama şu anda endişelendiğim, sadece Voyager.

Click to see more example sentences
yet hatta

Better yet, just go home.

Hatta daha iyisi eve git.

Better yet, trust yourself.

Hatta daha iyisi kendine güven.

Because it's chic yet so sophisticated.

Çünkü bu çok şık hatta sofistike.

Click to see more example sentences
yet buna rağmen

And yet, four million people live here.

Buna rağmen dört milyon insan burada yaşıyor.

Yet Matthew and Shannon are still alive eight days later.

Buna rağmen Matthew ve Shannon sekiz gün sonra, hala hayattalar.

And yet you're House's best friend.

Ve buna rağmen House'un en iyi arkadaşısın.

Click to see more example sentences
yet daha şimdiden

Don't start, boss, I haven't even had breakfast yet.

Başlama şimdi, patron daha kahvaltı bile yapmadım.

One day, hopefully, but not now, not yet anyway.

Umarım bir gün. Ama şimdi değil. Daha erken.

I've recovered a handful of directories so far, no e-mails yet.

Şimdiye kadar bir avuç dosya kurtarıldı, daha e-postalar yok.

Click to see more example sentences
yet gerçi

It doesn't feel like France, yet, it's not a foreign town.

Fransa gibi değil yabancı bir kasaba da değil gerçi.

There's no sound yet though.

Gerçi daha sesi yok ama.

Or "yet, today it's too cold.

Veya "Bugün de hava çok soğuk gerçi.

Click to see more example sentences
yet şimdiye kadar

I don't know how yet, but please don't leave me now, Harper.

Henüz ne kadar bilmiyorum, ama lütfen lütfen beni şimdi terk etme, Harper.

You give me until tomorrow, and yet now press for answer?

Eğer yarına kadar bana ve henüz şimdi cevap için basın?

I've recovered a handful of directories so far, no e-mails yet.

Şimdiye kadar bir avuç dosya kurtarıldı, daha e-postalar yok.

yet lakin

Nothing.. and yet everything..

Hiçbir şey.. Lakin her şey..

And yet he's touched my little cowhide heart

Lakin o, benim küçük sığır derisi kalbime dokundu

I felt uncomfortable, yet, it was also pleasurable.

Rahatsız hissettim, lakin aynı zamanda da zevk vericiydi.

yet halbuki

That strange luminosity yet there's no moon.

O garip parlaklık, halbuki ay yok.

yet aksine

But, unlike them he has not yet been assimilated.

Ama onların aksine o henüz asimile edilmedi.

yet hâlen

Have you talked to Wiley Schindler yet?

Wiley Schindler ile hâlen konuşmadınız mı?

yet şu anda

Not yet, but right now, it's Voyager I'm worried about.

Henüz değil, ama şu anda endişelendiğim, sadece Voyager.