English-Turkish translations for young:

genç · küçük · yeni · taze · çocuk olan · yavru · gencecik · körpe · toy · gençlik · küçükler · acemi · other translations

young genç

And so I wanted to do something young and crazy. And you're the only one I wanted to do it with.

Ve bu yüzden, genç ve çılgınca bir şey yapmak istedim, bunu yapmak istediğim tek kişi de sensin.

You're so beautiful and so young.

Sen çok genç ve çok güzelsin.

Uh Thank you, young man.

Çok teşekkür ederim genç adam.

Click to see more example sentences
young küçük

He's got a wife and a young son.

Bir karısı ve küçük bir oğlu var.

She's too young for this.

Bunun için çok küçük.

I can see the nice young man really wants those little fish.

Görüyorum ki nazik genç adam bu küçük balıkları çok istiyor.

Click to see more example sentences
young yeni

Young guy, got a new book coming out, and it's about

Genç bir adam, yeni bir kitabı çıkıyor, ve bu kitap

Yes, but fortunately, I've found a new one, a young man of great courage.

Evet ama neyse ki ben yeni bir tane buldum. Çok cesur genç bir adam.

His new, little, sweet, young daughter.

Yeni, küçük, tatlı, genç kızını.

Click to see more example sentences
young taze

Someone young and fresh and completely devoted to you.

Genç ve taze biri, kendini tamamen sana adamış.

Young and green

Genç ve taze

A young, fresh face.

Genç ve taze bir yüz.

Click to see more example sentences
young çocuk olan

Terrible for her, but think about me, young boy with that kind of power.

Onun için korkunç. Bir de beni, öyle bir gücü olan çocuğu düşün.

And that young kid,

Ve o genç çocuk,

A young child has committed suicide because this company refused to sell them a drink.

Genç bir çocuk intihar etti. Çünkü bu şirket ona bir içecek satmayı reddetti.

Click to see more example sentences
young yavru

Yes, and so young, like a kitten.

Evet ve çok genç, bir kedi yavrusu gibi.

A female with young makes an easier target.

Yavrusu olan bir dişi daha kolay bir hedeftir.

A fine young puppy like that.

Böyle iyi bir yavru köpeği.

Click to see more example sentences
young gencecik

She's only a young girl.

Daha gencecik bir kız.

My very young, young family.

Benim gencecik, genç aileme.

Carla is young, she's full of love.

Carla gencecik, sevgi dolu bir kız.

Click to see more example sentences
young körpe

Bring me something young.

Bana körpe bir şeyler getir.

Young and fresh.

Genç ve körpe.

As in young and tender zebra fresh.

Genç ve körpe zebra gibi taze.

Click to see more example sentences
young toy

Don't you think that makes you funny, young and naive?

Sence bu seni komik, genç ve toy kılmıyor mu?

I already know that you're young and naive,

Zaten senin genç ve toy olduğunu biliyorum.

I was a young, naive girl.

Ben genç ve toy bir kızdım.

Click to see more example sentences
young gençlik

Youth, health, wealth. A splendid young husband and a little son.

Gençliği, sağlığı,serveti mükemmel bir eşi ve küçük bir oğlu.

Original Story "KAlJl" by Nobuyuki Fukumoto, published by KODANSHA Young Magazine

Orijinal Hikaye: Nobuyuki Fukumoto'nun yazdığı KODANSHA Gençlik dergisinde yayınlanan "KAIJI

And so the young Pachyrhinosaur frolicked and fritted away his youth.

Ve böylece genç Pachyrhinosaur'un gençliği, muziplikle harcandı ve geçti.

Click to see more example sentences
young küçükler

They're too young to drink, honey.

Onlar içmek için çok küçükler tatlım.

I've got a brother and two sisters, but they're very young.

Bir erkek kardeşim ve iki kız kardeşim var ama daha çok küçükler

young acemi

Du Ru Mi is so young, And so immature.

Du Ru Mi çok genç ve daha acemi.