Angestellt

Wie wäre eine Zivilaufsicht anstelle einer Zivilgerichtsbarkeit?

Peki ya mülki mahkemeler yerine mülki gözetim olsa?

Ich hab dich angestellt.

Seni işe ben aldım.

Sie sind hier angestellt.

Burada bir görevin var.

Darum habe ich dich angestellt.

Seni de bu yüzden işe aldım.

Eltern wissen, wenn Kinder etwas Unrechtes anstellen.

Aileler çocukları yanlış bir şey yaptığında bilir.

Sie wird nichts Dummes anstellen.

Aptalca bir şey yapmayacaktır.

Habe ich etwas angestellt?

Kötü bir şey mi yaptım?

Anstelle von fossilen Brennstoffen würde sie von erneuerbaren Energien gespeist.

Fosil yakıtlar tarafından enerji elde etmek yerine, yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmek.

Miss Sagorsky, laut Richter Varicks Notizen, sind Sie im Blatt's Kaufhaus angestellt?

Bayan Sagorksy, Yargıç Varick'in notlarına göre Blatt alışveriş merkezinde çalışıyormuşsunuz.

Warum sollte Kate mich anstellen?

Kate niye beni işe alsın ki?