German-Turkish translations for Fall:

dava · durum · şey · vaka · olay · · düşüş · hal · hali · madde · other translations

Fall dava

Vielleicht ein Vermissten-Fall

Belki bir kayıp insan davası

Nein, es ist ein guter Fall.

Hayır, bu iyi bir dava.

Es ist ein ungewöhnlicher Fall.

Bu bir alışılmadık dava.

Click to see more example sentences
Fall durum

Das ist zwar ideologisch fragwürdig aber im konkreten Fall sicher das beste für das Kind.

Gerçi ideolojik olarak sorgulanabilir ama somut durumda çocuk için en iyisi bu.

Was in diesem Fall dasselbe ist, denn Chloe ist die Verbindung.

Ki bu durumda ikisi aynı şey, Çünkü bağlantı Chloe.

Dies ist ein besonderer Fall

Bu çok özel bir durum.

Click to see more example sentences
Fall şey

Wenn etwas falsch läuft oder eine Falle ist Michael

Eğer bir şey ters giderse veya bu bir tuzaksa

Ein interessanter Fall, aber es besteht kein Grund zur Sorge.

İlginç bir vaka, ama endişelenecek bir şey yok.

Falls du irgendwas siehst, hupst du einfach, ok?

Gözüne bir şey ilişirse, kornayı çal. Tamam mı?

Click to see more example sentences
Fall vaka

Ein interessanter Fall, aber es besteht kein Grund zur Sorge.

İlginç bir vaka, ama endişelenecek bir şey yok.

Ich arbeite an einem sehr wichtigen Fall von Handtaschenraub.

Çok önemli bir kapkaç vakası üzerinde çalışıyorum.

Das ist ein sehr ernster Fall.

Bu çok önemli bir kaza vakası.

Click to see more example sentences
Fall olay

An Fällen arbeiten.

Bu olaylarda çalışmak.

In diesem Fall gebrochen Rede, Paranoia, Verfolgungswahn.

Bu olayda, kırılmış konuşma paranoya, eziyet veren sanrılardır.

Ich weiß alles über den Fall Molina.

Molina olayı hakkında her şeyi biliyorum.

Click to see more example sentences
Fall

Falls es für dich irgendeine Wiedergutmachung gibt, Naveed, fängt sie jetzt an.

Senin için herhangi bir telafi şansı varsa Naveed şimdi başlıyor işte.

Genau das ist die große Falle.

En büyük tuzak da bu işte.

Falls das Heilmittel wirkt, werde ich uns hier herausholen.

Eğer tedavi işe yararsa bizi buradan çıkartacağım.

Click to see more example sentences
Fall düşüş

Weil ich Ihnen einen Fall schulde, Sherlock.

Çünkü sana bir düşüş borçluyum, Sherlock.

Nein, das wäre ein Fall von mindestens einem Metra.

Hayır, en az bir kilometrelik bir düşüş olur.

AUFSTIEG und FALL DES RÖMISCHEN REICHES von Googie Withers.

ROMA İMPARATORLUĞUNUN YÜKSELİŞ VE DÜŞÜŞÜ Googie Withers

Click to see more example sentences
Fall hal

Falls Burnes euch noch mal vertraut.

Tabi Burnes hala sana güveniyorsa.

Miami Metro kann den Fall als Selbstmord schließen, aber ich bin noch nicht überzeugt.

Miami Metro bu davayı intihar ile sonuçlandırabilir ama ben hala ikna olmadım.

Fall hali

Michael Haller, Ehrwürden. Ich beantrage, den Fall zu vertagen.

Michael Haller savunmada eğer mümkünse erteleme istiyorum..

Fall madde

Einfache alkylierende Verbindungen. Fall gelöst.

Basit alkilleyici maddeler, vaka çözüldü.