German-Turkish translations for Ganze:

bütün · tümü · tamamı · other translations

Ganze bütün

Ein paar Luxuslimousinen, Widescreen-Fernseher, vielleicht ein paar Kanister Wodka, vielleicht auch ein ganzes Containerschiff.

Birkaç sedan araba, renkli geniş ekran televizyon falan. Belki bir kaç koli votka, belki de bütün gemiyi.

Aber Hannah bringt heute Abend ihre ganzen Sachen vorbei.

Ama Hannah, bu gece bütün eşyalarını getirecek.

Die ganze Sache ist wie ein einziger großer Test.

Sanki bir sınav. Bütün her şey, büyük bir sınav gibi.

Click to see more example sentences
Ganze tümü

Diese ganze Sache ist eine interne Streitkräfte Rivalität.

Tüm bu olanlar bir tür kuvvetler arası rekabet.

Milchkühe bleiben angekettet in ihren Ställen, den ganzen Tag, ohne Auslauf.

Sağılan inekler kelepçeli tutuluyorlar. ahırlarında, tüm gün, egzersiz yapamadan.

Die Forstverwaltung bepflanzte dieses ganze Gebiet systematisch neu.

Ormancılık Komisyonu sistematik olarak bu alanın tümünü tekrar ağaçlandırdı.

Click to see more example sentences
Ganze tamamı

Eine ganze menschliche Kolonie, eine ganze Siedlung,

Tüm bir insan kolonisi, bir yerleşim biriminin tamamı,

Hinterm rechten Schenkel, aber eigentlich, das ganze Hinterviertel.

Sağ kalçamın arka kısmı ama tam olarak baldırın tamamı.

Das ist nicht Las Vegas. Und auch nicht ganz legal.

Bu tam olarak Vegas değil, ve aynı zamanda yasal da değil.

Click to see more example sentences