Gekidnappt

Gekidnappt. Gekillt. Ungekillt.

Kaçırılman, öldürülmen, dirilmen

Letzte Woche hat Ihr respektabler Soldat meine Frau gekidnappt.

Geçen hafta, senin saygı duyduğun asker karımı kaçırdı.

Ich bedaure, Sheriff, aber Johnny Clargs Tochter wurde gekidnappt.

Affedersin şerif, ama Johnny Clarg'ın küçük kızı kaçırılmış.

Der Indianer hat dich gekidnappt.

Bu kızılderili seni kaçırdı. Hayır.

Clara, man hat mich gekidnappt!

Clara, beni kaçırdılar! Gerçekten!

Haben die dich gekidnappt?

Bu çocuklar seni kaçırdı mı?

Wir wurden angegriffen und gekidnappt.

Saldırıya uğradık ve beni kaçırdılar.

Mein Vater hat meinetwegen seine Frau gekidnappt?

Babam, onun karısını benim yüzümden mi kaçırdı?

Wenn ein amerikanischer Staatsbürger in Übersee gekidnappt wird, dann ist das FBI-Jurisdiktion.

Eğer bir Amerikan denizaşırı bir yerde kaçırıldıysa, bu FBI'in yetki alanıdır.