German-Turkish translations for Sache:

şey · · olay · eşya · konu · mesele · dava · alet · other translations

Sache şey

Sie kennenzulernen ist eine wirklich große Sache für mich.

Sizinle tanışmak benim için çok önemli bir şey.

Selbsterkenntnis ist eine wunderbare Sache.

Kendini geliştirme harika bir şeydir.

Hey, Danny, eine Sache noch.

Hey, Danny. Bir şey daha var.

Click to see more example sentences
Sache

Wir drucken Jahrbücher, Abschlusszeugnisse, solche Sachen.

Bilirsin, yıllıklar, diplomalar. Bunun gibi şeyler işte.

Du hast es bewiesen, die ganze Ted Mosby Architeketen Sache funktioniert.

Tamam, kanıtladın. Bütün o Mimar Ted Mosby şeyi işe yarıyor.

Wir nehmen diese Sache sehr ernst.

Bu işi çok ciddiye alıyoruz.

Click to see more example sentences
Sache olay

Ein Heiratsantrag ist eine große Sache.

Evlenme teklifi büyük bir olaydır.

Und du hast mich heute wirklich glücklich gemacht, was eine wirklich große Sache ist, weil ich dir etwas sagen muss.

Bugün beni çok ama çok mutlu ettin ki bu çok büyük bir olay çünkü, söylemem gereken bir şey var:

Das ist eine große Sache. Okay?

Bu büyük bir olay tamam mı?

Click to see more example sentences
Sache eşya

Dann pack deine Sachen.

O zaman eşyalarını topla.

Pack deine Sachen, wir fahren.

Eşyalarını topla. Eve gidiyoruz.

Ich muss ein paar Sachen holen für Mr. Birchfield.

Bazı eşyalar almam gerek Bay Bichfield için.

Click to see more example sentences
Sache konu

Ich habe ein gutes Gefühl bei der Sache.

Harika. Bu konuda, içimde iyi bir his var.

Es ist eine delikate Sache.

Bak bu biraz nazik bir konu.

Das ist eine delikate Sache.

Bu çok hassas bir konu.

Click to see more example sentences
Sache mesele

Hauseigentümer sind eine andere Sache.

Ev sahipleri ise başka bir mesele.

Es ist keine große Sache, in Ordnung?

Önemli bir mesele değil, tamam mı?

Deshalb sind das meine persönlichen Gefangenen, meine Sache.

Bu yüzden bunlar benim mahkumlarım, kişisel bir mesele.

Click to see more example sentences
Sache dava

Kürbis" ist eine große Sache.

Kalkabağı büyük bir dava.

Eine große Sache.

Tek büyük dava.

Boris Glazunov, arbeitet der auch für die Sache?

Bu Boris Glazunov da bu dava için mi çalışıyor?

Click to see more example sentences
Sache alet

Diese Saudi-Sache ist bescheuert.

Arapların bu aleti çok çılgınca.