German-Turkish translations for Teil:

parça · kısım · şey · pay · bölüm · yer · paylaşma · paylaşım · alet · bölge · bölü · his · bölme · other translations

Teil parça

Kein Geld, keine Teile, kein Geschäft.

Para yoksa, parça yok, anlaşma da yok.

Das Komitee experimentierte nur mit den Polygrafen als Teil der Sicherheitsprüfung.

Komite, güvenlik incelemesinin parçası olarak yalan makinesiyle sadece deneme yapıyordu.

Nein. Das ist ein anderer Teil.

Hayır, bu başka bir parça.

Click to see more example sentences
Teil kısım

Alle instrumentalen Teile aufgenommen.

Tüm enstrümental kısımları yeniden kaydettim.

Dr. Pierce, würden Sie bitte den markierten Teil lesen?

Dr. Pierce, lütfen özet kısmını okuyabilir misiniz?

Der letzte Teil ist sehr, sehr wichtig.

Şimdi son kısım. Burası çok, çok önemli.

Click to see more example sentences
Teil şey

Wir teilen hier alles.

Burada her şeyi paylaşırız.

Ich habe meinen Teil der Abmachung eingehalten ich habe nichts über Elizabeth oder dich gesagt.

Ben anlaşmanın benim olan tarafını yaptım senin hakkında veya Elizabeth hakkında bir şey söylemedim.

Die Zweitgeborenen teilen alles.

İkinci Oğullar her şeyi paylaşır.

Click to see more example sentences
Teil pay

Ich mochte schon immer zwei Leadgitarristen, aber ich selbst wollte nie teilen.

Her zaman 'twin axe attack'ın hayranıyımdır ama, kendim, hiç paylaşmak istemedim.

Wir teilen, oder wir verhungern.

Ya paylaşırız ya da açlıktan ölürüz.

Immerhin würden wir etwas teilen.

En azından bir şey paylaşmış olurduk.

Click to see more example sentences
Teil bölüm

Heute Abend, bei Ken Burns Neunteiliger Serie über Straßenschilder: "Teil Vier:

Bu gece, Ken Burns'ün dokuz bölümlük sokak tabelaları serisinde sırada "Bölüm Dört:

Nur ein kleiner Teil.

Sadece küçük bir bölümü.

Ein medizinisch-psychologisches Gremium ist Teil dieses Vorhabens.

Bu operasyonun üç bölümünden birisi tıbbi psikiyatri heyetidir.

Click to see more example sentences
Teil yer

Diese Teile gibt es überall!

O parçalar her yerde vardır!

Er nahm auf Khitomer an einem feigen Angriff teil.

O Khitomer'e yapılan korkakça saldırıda yer aldı.

Der beste Teil

En iyi yeri

Click to see more example sentences
Teil paylaşma

Ohne anders lautende BefehIe weigere ich mich, diese mit einer unqualifizierten ZiviIistin zu teilen.

Aksine bir emir gelmediği sürece yetkilerimi ehil olmayan bir siville paylaşmayı reddediyorum.

Darf ich dich ermutigen, mein Lasttier zu teilen?

Seni yük hayvanımı paylaşmaya razı edebilir miyim?

Dann teile nicht.

Paylaşma o zaman.

Click to see more example sentences
Teil paylaşım

Okay, das ist dein Problem, Sheriff "Ich-teile-mich-nicht-mit".

Tamam, işte senin problemin, Şerif. Paylaşımcı değilsin.

Fuenf von uns ein Bad teilen.

Beş bize bir banyo paylaşımı.

Ein paar Hausregeln: keine Klamotten, Unterwäsche, Bücher, Geld oder Deo teilen.

Birkaç ev kuralı; Gitch, kitap, para ya da deodorant paylaşımı yok.

Teil alet

Sehen Sie, das Bedienungshandbuch ist integraler Teil der Brückeneinrichtung.

Bakın, kullanım kılavuzu köprü aletlerinin gerekli bir parçasıdır.

Kumpel, bitte bedeck' dein Teil.

Ahbap, alet edevatı kapatır mısın?

Das verdammte Teil.

Lanet olası alet.

Teil bölge

Morgen teile ich Ihnen Steuerbezirke zu.

Yarın size vergi bölgelerini bildireceğim.

Das steuert ein anderer Teil.

Bu beynin başka bir bölgesinde.

Teil bölü

Obdachlosen-Heime waren Teil von Mr. Rayborn's Menschenliebe.

Sığınma evleri Bay Rayborn'un hayırseverliğinin bir bölümüydü.

Teil his

Ich teile seine Empfindung allerdings nicht, Lwaxana.

Ama bu, onunla paylaşmadığımız bir his Lwaxana.

Teil bölme

Die letzten zwei Teile enthalten Teleskopvisier und Schalldämpfer.

Son iki bölme de dürbünü ve susturucuyu barındıracak.