German-Turkish translations for Zeuge:

tanık · şey · şahit · eşya · madde · tanıklık · Yehova · kumaş · other translations

Zeuge tanık

Wir haben keine Spuren, keine Zeugen.

Elimizde bir iz veya bir tanık yok.

Lasst uns einen Bundes-Zeugen stehlen.

Gidip kendimize federal bir tanık çalalım.

Ich möchte Zeugen oder einen Kamera-Beweis.

Görgü tanığı ve kamera doğrulaması istiyorum.

Click to see more example sentences
Zeuge şey

Meine Vorfahren haben dieses Zeug scheinbar seit Jahrhunderten überliefert.

Görünüşe göre atalarım bu şeyleri yüzyıllardır kuşaktan kuşağa geçiriyorlarmış.

Kein normales Zeug.

Normal olmayan şeyler.

Mann, hier gibt es eine Menge Zeug.

Dostum, burada bir çok şey var.

Click to see more example sentences
Zeuge şahit

Tote Bullen, viele Zeugen

Ölü polisler. O kadar şahit.

Keine Kameras, keine Zeugen.

Kamera yok, şahit yok.

Ihr Zeuge, Miss Shaw.

Şahit sizin, Bayan Shaw.

Click to see more example sentences
Zeuge eşya

Oh, mehr von Shelbys Zeug.

Shelby'nin daha fazla eşyaları.

Überall zerbrochenes Zeug und eine übel zugerichtete Leiche, Boss.

Her yerdeki kırık eşyalardan ve feci dövülmüş cesetten, patron.

Da hinten ist eine Box mit Zeugs.

Arkada bir kutu dolusu eşya var.

Click to see more example sentences
Zeuge madde

Dieses Zeug ist sehr empfindlich.

Bu madde çok tehlikelidir.

Also das schwarze Zeug, diese Soja Soße. Das ist eine Droge, richtig?

Yani şu Soya Sosu denen kara madde uyuşturucu, değil mi?

Captain, das Zeug ist gefährlich.

Kaptan, bu madde tehlikeli.

Zeuge tanıklık

Werdet Zeuge, Menschengeschlecht, der CyberKing des Universums!

Evrenin SiberŞah'ı olduğuma tanıklık edin insanoğulları!

Euer Ehren, Aristophanes ist hier kein Zeuge.

Sayın Yargıç, burada Aristofanes tanıklık etmiyor.

Zeuge Yehova

Die Zeugen Jehovas sind eine Art Christen, oder Troy?

Yehova'nın şahitliği de hristiyanlığın bir çeşidi, değil mi, Troy?

Zeuge kumaş

Dieses Zeug ist wie Mondstaub.

Bu şeyler bulunmaz Hint kumaşı.