German-Turkish translations for all:

tümü, tüm · hepsi, hep · bütün · dünya · uzay · bütün her · other translations

all tümü, tüm

Alle Verteidigungs-Führungspersonen werden hier sein mindestens zwei Dutzend hochrangige Ziele.

Tüm Savunma Bakanları burada olacak. En az iki düzine değerli hedef olacak.

Alle scharfen Gegenstände sind weggeschlossen.

Tüm keskin nesneleri ortadan kaldırdım.

Alle Frequenzen durch.

Tüm frekansları denedim.

Click to see more example sentences
all hepsi, hep

Diese Menschen teilen alle dieselben, grundlegenden Eigenschaften.

Bu insanların hepsi aynı karakteristik özellikleri sergiliyor:

Vielleicht sollten wir alle

Belki de hepimiz çıkarsak

Wir sterben alle einmal!

Hepimiz bir gün öleceğiz.

Click to see more example sentences
all bütün

Ich hasse alle anderen Zubereitungsarten.

Diğer bütün yumurtalardan nefret ediyorum.

Ich treffe hier alle Personalentscheidungen.

Buradaki bütün personel kararlarını ben veririm.

Alle Nummern außer Betrieb.

Bütün numaralar da servis dışı.

Click to see more example sentences
all dünya

Schließt jetzt alle Teleporter-Links zur Erde.

Dünya'ya açılan tüm ışınlanma bağlantılarını kapatın.

Professor, IhrAppell inspiriert alle Idioten derWelt.

Profesör, çağrınız dünyadaki bütün delilerin ilgisini çekmiş.

Sie ist so ein schönes Baby. Das schönste Baby aller Zeiten.

Evet çok güzel bir bebek Dünyanın en güzel bebeği.

Click to see more example sentences
all uzay

Sie versuchten es mit Trailblazer, TIA, Stellar-wind Sie Sie alle sind gescheitert.

Öncüyle yapmaya çalıştılar, TEB ve uzay rüzgârını denediler, hepsi başarısız oldu.

All diese neuen Ideen, Technologien, und nun noch die Raumfahrt?

Tüm bu yeni fikirler, yeni teknoloji ve şimdi uzay yolculuğu?

Komisch, ich habe alle Star Treks gesehen.

Garip, bütün "Uzay Yolu" serilerini izledim.

Click to see more example sentences
all bütün her

Alle Querstraßen wären numeriert und alles wäre deutlich ausgeschildert.

Bütün ara sokaklar numaralandırılmış, her şeyin üzerinde etiketler var.

All diese Blumen, Abend für Abend.

Bütün bu çiçekler, her gece her gece.

All das Vermögen, alles.

Bütün varlıklarım, her şey.