German-Turkish translations for alle:

tümü, tüm · hep, hepsi · herkes · bütün · her · tamamı · boş · bitmiş · other translations

alle tümü, tüm

Alle Verteidigungs-Führungspersonen werden hier sein mindestens zwei Dutzend hochrangige Ziele.

Tüm Savunma Bakanları burada olacak. En az iki düzine değerli hedef olacak.

Alle scharfen Gegenstände sind weggeschlossen.

Tüm keskin nesneleri ortadan kaldırdım.

Alle Frequenzen durch.

Tüm frekansları denedim.

Click to see more example sentences
alle hep, hepsi

Diese Menschen teilen alle dieselben, grundlegenden Eigenschaften.

Bu insanların hepsi aynı karakteristik özellikleri sergiliyor:

Vielleicht sollten wir alle

Belki de hepimiz çıkarsak

Wir sterben alle einmal!

Hepimiz bir gün öleceğiz.

Click to see more example sentences
alle herkes

Nach sechs Monaten, wenn alle zustimmen, können Sie ihn offiziell adoptieren.

Altı ay sonra, eğer herkes hemfikir olursa onu resmi olarak da evlatlık alabilirsiniz.

Alle mögen Kuchen!

Herkes pasta sever!

Alle investieren bei ihm.

Herkes ona yatırım yapıyor.

Click to see more example sentences
alle bütün

Ich hasse alle anderen Zubereitungsarten.

Diğer bütün yumurtalardan nefret ediyorum.

Ich treffe hier alle Personalentscheidungen.

Buradaki bütün personel kararlarını ben veririm.

Alle Nummern außer Betrieb.

Bütün numaralar da servis dışı.

Click to see more example sentences
alle her

Hier ist alles möglich, hier begegnen sich alle Gegensätze.

Burada her şey mümkündür ve her şey burada zıddını bulur.

Alle Schulen wurden geschlossen.

Her neyse, okullar kapandı.

Jedenfalls wollte ich Ihnen allen danken.

Her neyse, hepinize teşekkür etmek isterim.

Click to see more example sentences
alle tamamı

Blaubart, alle Maschinen volle Fahrt.

Bay Bluebeard, tam yol ileri.

Sind noch alle Teile da?

Bütün parçaları tam mı?

In der Ferne jedoch, inmitten all dieser Leere, inmitten all dieser gewaltigen, sich auftürmenden Staubwolken,

Bu mesafe içinde, bu mantıksız boşluğun tam ortasında, kocaman bir havalanan toz bulutu içinde

Click to see more example sentences
alle boş

Ich habe nur die verschwendeten Energien genommen und alle in einen Kontainer getan: Mich.

Ben sadece bu boşa harcanan enerjileri aldım ve bir taşıyıcıya koydum: bana.

Alle in leer stehenden Gebäuden?

Hepsi boş binalarda oluyordu?

All diese Pillen auf leeren Magen und

Boş bir mide ve tüm o haplar, ve

Click to see more example sentences
alle bitmiş

Meine Trauzeugen-Pflichten sind alle erledigt.

Benim tüm sağdıçlık görevlerim bitti.

Die Besuchszeit ist vorbei, alle raus!

Ziyaret saati bitti! Herkes dışarı.

Wir alle. Es ist vorbei, Elsa!

Her şey bitti artık, Elsa!

Click to see more example sentences