German-Turkish translations for alt:

eski · yaşlı · ihtiyar · büyük · antik · bayat · antika · demode · önceki · other translations

We also found translations for word alt in Turkish.

alt eski

Deswegen habe ich diese alte jüdische Hollywoodbrille besorgt.

Bu yüzden bu eski Hollywood Yahudi gözlüklerini aldım.

Meinen alten Totschläger?

Eski "tokatçımı" mı?

Altes Testament oder neues?

Eski günlük yeni mi?

Click to see more example sentences
alt yaşlı

Alte Zigeunerin Ljalja TSCHORNAJA Butscha

Yaşlı Çingene Kadın-Lyalya CHORNAYA Bucha

Ich bin eine alte Lady!

Ben yaşlı bir kadınım.

Eine alte Frau.

Yaşlı bir kadın.

Click to see more example sentences
alt ihtiyar

Sie ist eine gute alte Seele.

O iyi kalpli bir ihtiyar.

Die Krankheit stirbt nicht im Boden. Und du bist ein giftiger, alter Mann, nicht wahr, Henry?

Hastalıklar toprakta ölmez ve sen de zehirli ihtiyar bir adamsın, değil mi Henry?

Zwei alte Säcke und alte Technik.

Eski teknoloji kullanan iki ihtiyar.

Click to see more example sentences
alt büyük

Alte Seilschaften schließen wieder ihre Reihen.

Büyük adamların çevresi tekrar rütbeleri mahvediyor.

Er ist soetwas wie ein älterer Onkel.

O, senin sanki büyük amcan gibi.

Ich bin Sansa Stark, die älteste Tochter von Lord Eddard Stark.

Adım Sansa Stark. Lord Eddard Stark en büyük kızıyım.

Click to see more example sentences
alt antik

Archäologie, Anthropologie, alte Zivilisationen.

Arkeoloji, antropoloji, antik medeniyetler.

Eine alte, versunkene Stadt.

Bu bir antik batık şehir!

Ein altes Relikt, angeblich von Hexenmeistern beschützt nach Cromwells Eroberung Britanniens.

Büyücüler tarafından büyüyle korunmuş, Cromwell'in Britanya'yı fetihinden kalan antik bir kalıntı.

Click to see more example sentences
alt bayat

Gibt es etwas altes Brot und ein bisschen Salz?

Hiç bayat ekmeğin var mı? Ve biraz da tuz.

Ich fand einige alte Corn-Flakes im Speiseschrank.

Kilerde biraz bayat corn flakes buldum.

War das nicht der alte Plan?

Bu bayat bir plan değil mi?

Click to see more example sentences
alt antika

Kaufmans Schatzladen. Alte Möbel und Antiquitäten.

KAUFMAN'IN HAZİNE DÜKKANI DÖNEM MOBİLYALARI ANTİKALAR

Mein alter Herr kaufte die Antiquitäten in London.

Benim yaşlı adam satın Londra'da antika

alt demode

Ein alter Name für einen jungen Mann.

Genç bir adam için demode bir isim.

alt önceki

Das Album ist acht Jahre alt.

O sekiz yıl önceki albüm.