German-Turkish translations for bestehen:

-de ısrar etmek, ısrar etmek · varmak · olmak · -den oluşmak · oluşmak · geçmek · devam etmek · kalmak · talep · other translations

bestehen -de ısrar etmek, ısrar etmek

Komm schon, Ich bestehe darauf.

Haydi ama, ısrar ediyorum.

Jack bestand darauf.

Jack ısrar etti.

Der Kunde besteht darauf, Charlie.

Müşteri ısrar ediyor Charlie.

Click to see more example sentences
bestehen varmak

Diese Möglichkeit besteht immer.

O ihtimal her zaman vardır.

Ein Risiko besteht immer.

Daima bir risk vardır.

Es besteht immer eine Möglichkeit.

Her zaman böyle bir ihtimal vardır.

Click to see more example sentences
bestehen olmak

Ich bin ein Gentleman. Ich bestehe darauf.

Ama bir beyefendi olarak ısrar ediyorum.

Aber in Wirklichkeit besteht die Weltverbesserung aus den kleinen Schritten.

Ama gerçek olan şu ki... .birşeyleri geliştirmek küçük kazanımlarla olur.

Unser prominentester Ehemaliger, Larry Duberman ja, der Larry Duberman besteht auf ein Treffen diesen Monat.

Ünlü mezunumuz, Larry Duberman Evet, o Larry Duberman. Mezunlar toplantısının bu ay olması konusunda ısrar ediyor.

Click to see more example sentences
bestehen -den oluşmak

Eine Flechte ist ein Organismus, der aus zwei separaten Spezies besteht, Pilzen und Algen.

Bir liken, iki farklı tür olan mantar ve yosunun oluşturduğu bir organizmadır.

Die Schiffshülle besteht aus Tritanium und Disilikonpolymeren.

Geminin gövdesi tritanyum ve disilikon polimerlerden oluşuyor.

Die Vermissten bestehen auch aus Omicron-Partikeln.

Onlar da omikron parçacıklarından oluşuyor.

Click to see more example sentences
bestehen oluşmak

Eine Flechte ist ein Organismus, der aus zwei separaten Spezies besteht, Pilzen und Algen.

Bir liken, iki farklı tür olan mantar ve yosunun oluşturduğu bir organizmadır.

Die Schiffshülle besteht aus Tritanium und Disilikonpolymeren.

Geminin gövdesi tritanyum ve disilikon polimerlerden oluşuyor.

Die Vermissten bestehen auch aus Omicron-Partikeln.

Onlar da omikron parçacıklarından oluşuyor.

Click to see more example sentences
bestehen geçmek

Einen Nüchternheits Test bestehen.

Sarhoşluk testini geçmek falan.

Er bestand Sicherheitscheck und Lügendetektortest, jedes Jahr.

Her yıl güvenlik testinden ve yalan makinesinden geçerdi.

Das Markov-Gerät bestand heute Morgen seinen finalen Betatest.

Markov aleti bu sabah son beta sınamasını geçti.

Click to see more example sentences
bestehen devam etmek

Nur so kann die Warren-Familie weiter bestehen.

Sadece böylece Warren soyu devam edebilirdi.

Beecham House kann weiter bestehen.

Beecham Malikânesi devam ediyor!

bestehen kalmak

Der Ku-Klux-Klan besteht ewiglich!

Ku Klux Klan burada kalmayacak

Und da besteht auch keine Salmonellengefahr.

Ve, somonella konusunda üzülmemize gerek kalmazdı.

bestehen talep

Als Bolivien die Wasserversorgung seiner drittgrössten Stadt refinanzieren wollte, bestand der Kreditgeber Weltbank auf Privatisierung.

Bolivya, üçüncü büyük şehrinin kamusal su hizmetlerine finansman aradığında Dünya Bankası özelleştirmeyi talep etti