brannte

Diese Lunte brennt genau eine halbe Stunde.

Bu füzyon tam olarak yarım saat yanacak.

Ein Triebwerk brennt.

Bir motor durmuş.

Oben brennt Licht.

Yukarıda ışık var.

Ich brenne darauf, ihn einzulösen.

Çeki bozdurmak için ölüyorum.

Da brennt etwas.

Bir şey yanıyor.

Hey, da brennt Licht.

Hey, orada bir ışık var!

Der östliche Flügel New Yorks ältestem Kunstmuseum brennt immer noch.

New York'un batı kanadındaki en eski sanat müzesi hâlâ yanıyor.

Da drinnen brennt's.

İçerde yangın var.

Der Bioregulator seines Kunstherzens brannte durch.

Yapay kalbinin akım düzenleyicisi erimiş.

Ich versichere Ihnen, ich habe gebrannt, Sir.

Sizi temin ederim ki meşale gibiydim, efendim.