dran

Etwas spät dran, oder?

Biraz geç kaldın, değil mi?

Nein, sie ist noch dran.

Hayır hayır. O hala içerde.

Wie nah müssen wir dran sein?

Ne kadar yakın olmak zorundayız?

Sie ist richtig schlecht dran, oder?

Gerçekten kötü durumda, değil mi?

Bleib bitte dran.

Hatta kal, lütfen.

Wir sind schon spät dran.

Zaten çok geç kaldık.

Immer dran denken: Mehr schlangenähnliche Bewegungen.

Unutmayın daha da fazla yılanımsı hareketler.

Aber denkt dran, keinen Woogie-Boogie.

Ama unutmayın, dalga geçmek yok.

Heute wären ägyptische Wellenbewegungen dran.

Bu akşamın konusu Mısırlı titreşimiydi.

Ich hab auch dran gedacht.

Evet. Ben de bunu düşündüm.