ekelhafte

Ich finde, Sie sind ein kranker, perverser, ekelhafter Mensch.

Bence hasta ruhlu, terbiyesiz, iğrenç bir adamsınız!

Noch eine ekelhafte neue Schülerin?

Tanrım, bir gıcık yeni öğrenci daha.

Eine große, ekelhafte Lüge.

Kocaman, iğrenç bir yalan.

Deine ekelhafte, idiotische Kuppelei.

Senin bu alçak, aptal çöpçatanlığın.

Deshalb hab ich "Ekelhaft" gesagt.

O yüzden "İğrenç" dedim zaten.

Sie ist ekelhaft!

O iğrenç birisidir!

Sind deine Fragen alle ekelhaft?

Senin soruların da iğrenç mi?

Hat deine ekelhafte Fantasie keine Grenzen, Bruder?

İğrenç hayal gücünün sınırları yok mu senin kardeşim?

Du bist ein ekelhaftes Mädchen.

Sen çok iğrenç bir kızsın.

Es ist ekelhaft, aber danach wird er ein Held sein.

İğrenç bir şey ama ondan sonra kahraman olur.