englische

Wenn Sie ihn manchmal missen können, kann ich ihm Englisch beibringen.

Eğer onu bazen boşa çıkarabilirsen, ona İngilizce öğretmek isterim.

Niemand hier spricht Englisch.

Burada kimse İngilizce konuşmuyor.

Ich spreche natürlich auch englisch.

Ben, tabii ki de İngilizce konuşuyorum.

Fünf Jahre früher, Englisch-Schottische Grenze.

Beş Yıl Önce İngiltere İskoçya Sınırı

Englisch, Spanisch, Chinesisch, Französisch.

İngilizce, İspanyolca, Çince, Fransızca.

Sexy, wie ein englischer Schuljunge.

Seksi bir İngiliz öğrencisine benzedin.

Aber diese Leute sprechen Englisch.

Ama bu insanlar İngilizce konuşuyor.

Alle außer meinem Vater sprechen englisch.

Babam hariç herkes İngilizce konuşuyor.

Scheiße, warum spreche ich Englisch?!

Siktir, niye İngilizce konuşuyorum ben.

Opa, sprich Englisch, bitte.

Büyükbaba, İngilizce konuş lütfen.