German-Turkish translations for erst:

ilk · önce · birinci · daha · sadece · önce ilk önce · ancak · henüz · ilkin · other translations

erst ilk

Aber erst müssen wir ihn finden.

Ama ilk önce onu bulmamız gerekiyor.

Oberste Etage, erste Tür rechts.

Üst kata çıkın. Sağdan ilk kapı.

Ich glaube, es ist meine erste erwachsene Beziehung.

Aslında bu benim ilk yetişkin ilişkim olabilir.

Click to see more example sentences
erst önce

Aber ich muss Ihnen erst etwas sagen.

Ama önce sana bir şey söylemeliyim.

Erst wird geduscht, dann wird ausgepackt.

İlk önce duş alalım, sonra hediyeni açabilirsin.

Erst Mr David, jetzt Sie.

Önce Bay David, şimdi siz.

Click to see more example sentences
erst birinci

Computerlogbuch, Erster Offizier, Nachtrag.

Birinci subayın seyir defterine ek.

Erster Offizier, Raumschiff Hor-CHA.

Yıldızgemisi Hor-CHA'da Birinci Subaylık.

Erste Seite, linke Ecke oben:

Birinci sayfa, sol köşe.

Click to see more example sentences
erst daha

Ich sah dich erst für eine Reinigung letzte Woche.

Daha geçen hafta temizlik için görmüştüm seni.

Wir sind erst acht Minuten hier!

Geleli daha sekiz dakika oldu!

Der Spaß fängt erst an.

Eğlence daha yeni başlıyor.

Click to see more example sentences
erst sadece

Ich arbeite doch erst seit fünf Tagen hier.

Ama ben sadece beş gündür burada çalışıyorum.

Es ist nur ihre Facebook-Seite und wir gehen erst seit ein paar Wochen aus.

Bu sadece onun Facebook profili ve biz daha sadece birkaç haftadır çıkıyoruz.

Und das ist erst der Anfang, Kes.

Ve bu sadece bir başlangıç, Kes.

Click to see more example sentences
erst önce ilk önce

Aber erst müssen wir ihn finden.

Ama ilk önce onu bulmamız gerekiyor.

Natürlich, aber komm erst mal rein.

Tabii ama ilk önce içeri gel.

Erst haben Sie ihre Aktentasche verloren, jetzt eine Frau.

İlk önce bir çanta kaybettiniz şimdi ise bir kadın.

Click to see more example sentences
erst ancak

Aber ich habe dich erst jetzt erkannt Max.

Ama seni ancak şu anda çıkarabildim Max.

Warte, ihr habt ein Pferd, und ich höre erst jetzt davon?

Bir dakika, atınız var ve ben bunu ancak duyuyorum?

Ja. Anscheinend will Jenna ihre Lieblings-Lehrer zum ersten Mal sehen.

Anlaşılan o ki Jenna en sevdiği öğretmenini ilk kez görmek istiyor.

Click to see more example sentences
erst henüz

Der neue Abdruck wurde erst gestern gefunden.

Yeni parmak izi henüz dün bulunmuş.

Nicht, wenn Kira das erste Kind eines Klons ist, wissenschaftlich nicht klassifiziert.

Eğer Kira henüz bilimsel olarak tanımlanmayan ilk klon çocuksa güvenemezsin.

Aber die Reise hat erst begonnen.

Ancak yolculuk henüz yeni başladı.

erst ilkin

Erst Name und Adresse.

İlkin isim ve adres.