German-Turkish translations for fangen:

başlamak · yakalamak · tutmak · yakalanmak · sıkışmak · other translations

fangen başlamak

Aber dann, ein paar Minuten später, fing alles an.

Birkaç dakika sonra Her şey o zaman başladı.

Aber Brandon fing an, sich verrückt aufzuführen, darum mußten wir umkehren.

Ama Brandon çılgın gibi davranmaya başladı. O yüzden geri dönmek zorunda kaldık.

Und es fing alles wieder an.

Ve her şey tekrar başladı.

Click to see more example sentences
fangen yakalamak

Wieso haben Sie diese kleine Taube für uns gefangen?

Bizim için bu küçük güvercini nasıl yakaladınız?

Wir haben dich gefangen.

Ama biz seni yakaladık.

Mr. Robinson, fangen Sie ihn.

Bay Robinson, yakalayın onu.

Click to see more example sentences
fangen tutmak

Du bist eine kaputte Maschine. Deshalb bist du hier gefangen.

Sen kötü bir makinesin, fabrika seni bu yüzden burada tutuyor.

Franz ist ein Nazi. Und er hält uns hier unten gefangen.

Franz gerçekten de bir Nazi ve bizi burada tutsak tutuyor.

Hält er Sie hier gefangen?

Seni burada tutan o mu?

Click to see more example sentences
fangen yakalanmak

Apophis' Schlangenwachen nahmen sie gefangen und veränderten sie.

Apophis'in yılan muhafızları tarafından yakalandı, ve değiştirildi.

Und Sylar wurde endlich gefangen

Ve sonunda Sylar yakalandı

Thomas, Christiansen und Berkeley gefangen.

Thomas, Christiansen ve Berkeley yakalandı.

Click to see more example sentences
fangen sıkışmak

Ich bin in diesem hässlichen Körper gefangen!

Bu çirkin vücudun içinde sıkıştım. Çirkin, çirkin.

Ich bin hier genauso gefangen wie du.

Ben de senin gibi buraya sıkıştım.