flehe

Ich flehe euch an, Majestät, lasst diese Männer frei.

Size yalvarıyorum Majesteleri, bu adamları serbest bırakın.

Bitte, ich flehe Sie an.

Ben sana yalvarıyorum lütfen.

Bernard flehte den Presidenten an, den Verkaudsstart abzusagen, aber Mark Chase hatte andere Pläne.

Bernard, arabayı piyasaya sürmeyi iptal etmek için başkana yalvarmıştı, fakat Mark Chase'in başka planları vardı.

Vater, ich flehe Euch an, ignoriert diesen Verzweiflungsrat.

Baba, yalvarırım bu çaresizce öğütlere kulak asmayın.

Eric, bitte, ich flehe dich an

Eric lütfen, sana yalvarıyorum

Ich flehe dich an, Vater.

Sana yalvarıyorum, baba, hayır.

Jason, ich flehe dich an! Bitte!

Jason, yalvarıyorum sana, lütfen dur!

Ich flehe Euch an, erprobt mich!

Yalvarırım, istersen bir kez dene beni.

O Herr, höre die Gebete Deiner Anhänger, drängend, flehend und entschlossen.

Tanrım, müminlerin yakarışlarını duy. Israrlı, hasretli, kararlı yakarışlarını duy.

Ich flehe dich an, bitte lass mich dir helfen.

Sana yalvarıyorum. Lütfen, bırak sana yardım edeyim.