gedroht

Danach drohten sie, meinen Vater umzubringen.

Ondan sonra da babamı öldürmekle tehdit ettiler.

Haben Sie ihr wirklich gedroht?

Onu gerçekten tehdit mi ettin?

Drohen Sie, mich umzubringen?

Beni öldürmekle mi tehdit ediyorsun?

Nein. Wir drohen Ihnen.

Hayır, seni tehdit ediyoruz.

Drohen Sie ihnen etwa?

Onları tehdit mi ediyorsun?

Welches Schicksal droht Meuterern?

Peki isyankarların kaderi nedir?

Wollen Sie auch meiner Familie drohen?

Şimdi ailemi de mi tehdit ediyorsun?

Sie drohten von der John F. Chellis-Brücke herunterzuspringen.

John F. Chellis köprüsünden atlama tehdinde bulunmuşsunuz.

Drohen Sie meiner Familie?

Ailemi tehdit mi ediyorsun?

Wenn eine Observation aufzufliegen droht, hat man zwei Möglichkeiten.

Gözetleme görevinde ifşa edilmek üzereyseniz, iki seçeneğiniz vardır.