German-Turkish translations for gefallen:

iyilik · düşmüş, düşmek · hoşlanmak · istemek · lütfen · hoşuna gitmek · sevmek · sonuç · other translations

gefallen iyilik

Sie haben uns eigentlich einen großen Gefallen getan.

Aslında bize çok büyük bir iyilik yaptın.

Tu uns allen einen Gefallen.

Hepimize bir iyilik yap.

Jetzt brauche ich einen riesigen Gefallen, Baby.

Bebeğim, senden büyük bir iyilik isteyeceğim.

Click to see more example sentences
gefallen düşmüş, düşmek

Alle Hauptsysteme versagen. Energieniveaus fallen rapide.

Tüm anasistemler çöktü, güç seviyeleri hızla düşüyor.

Eines Tages wird Stephen fallen.

Bir gün, Stephen düşecek.

Blutdruck und Sauerstoffsättigung fallen!

Tansiyonu ve oksijen satürasyonu düşüyor.

Click to see more example sentences
gefallen hoşlanmak

Oh nein nein. Das würde dir gefallen was?

Hayır, hayır, bu nasıl da hoşuna giderdi değil mi?

Ich glaube, das wird ihm gefallen.

Sanırım bu onun hoşuna gidecek.

Es war in Karen Stottlemeyers Film. Der mir übrigens sehr gut gefallen hat.

Karen Stottlemeyer'ın filminde, ki bu arada oldukça hoş bir filmdi.

Click to see more example sentences
gefallen istemek

Ich will einen Gefallen.

İstediğim tek bir iyilik.

Du willst einen Gefallen, du willst, dass ich Peter, Donna Brazile gegenüber anpreise, ich möchte einen Job.

Benden bir iyilik istiyorsun, Donna Brazile'e Peter'i övmemi istiyorsun, ben de bir istiyorum.

Ich möchte um einen Gefallen bitten.

Bir iyilik istemek için geldim.

Click to see more example sentences
gefallen lütfen

Bitte, tu uns einen Gefallen.

Lütfen bize bir iyilik yap.

Würdest du mir bitte einen Gefallen tun?

Bana bir iyilik yapar mısın lütfen?

Lucia, tu mir einen Gefallen. Geh bitte!

Lucia, bana bir iyilik yap ve git lütfen.

Click to see more example sentences
gefallen hoşuna gitmek

Gefallen sie Ihnen, Mr. Phillips?

Hoşunuza gitti mi, Bay Phillips?

Ich glaube, das wird ihm gefallen.

Sanırım bu onun hoşuna gidecek.

Es hat ihm gefallen.

Bu onun hoşuna gitti.

Click to see more example sentences
gefallen sevmek

Tu dir und allen, die dich lieben, einen Gefallen.

Kendine ve seni seven herkese bir iyilik yap.

Scheinbar hat es Erica gefallen, der Nicht-Sex Sex.

Görünüşe göre Erica çok sevmiş. Şu seksten sayılmayan seksi.

Menschen erweisen mir gerne Gefallen.

İnsanlar bana iyilik yapmayı severler.

Click to see more example sentences
gefallen sonuç

Ich schulde Ihnen immer noch diesen Gefallen.

Sonuçta sana hâlâ iyilik borcum var.