gefegt

Denn gestern hab ich gefegt.

Dün ben de ortalığı süpürüyordum.

Wir werden ihn sowieso fegen!

Zaten biz temizliyoruz ya..

Leer gefegt von einer Welle erstarrter Zuversicht.

Boş bir yaşam. Katılaşmış bir inanç dalgasından!

Ich bin Fege, verstehst du?

Gördün mü, ben bir tavayım.

Charlie hat den Tennisplatz gefegt.

Charlie dün kortu temizledi.

Er fegt die Gehwege, Captain Junuh.

Yüzbaşı Junuh, babam yolları süpürüyor.

Gebt Bill Pflaum den Besen, und er fegt Cicero sauber.

Süpürgeyi Bill Pflaum'a verin o da Cicero'yu temizlesin.

Ich fege, du kehrst auf.

Ben süpürürüm sen toplarsın.

Du fegst die Böden.

Sen ev köpeğisin Jack.

Ja, gut so. Jetzt fegen.

Tamam şimdi süpür beni.