gehe

Wenn Ihr präfrontaler Cortex gewinnt, geht Ihr Stresshormonen-Level nach oben.

Eğer prefrontal korteksiniz kazanırsa, stres hormonu değerleriniz yükseliyor.

Können wir unsere umweltschädlichen Styropor-Kühler liegenlassen, wenn wir gehen?

Gidince çevreye zararlı soğutucularımızı geride bırakabilir miyiz?

Ich werde jetzt gehen, aber darf ich später wiederkommen?

Bak, ben şimdi gidiyorum. Ama daha sonra gelebilir miyim?

Nichts ist passiert, nichts wird passieren, denn ich gehe weg.

Hiçbir şey olmadı ve hiçbir şey olmayacak çünkü gidiyorum.

Ich empfinde genauso für dich, aber ich muss gehen.

Ben de senin için öyle hissediyorum, ama gitmek zorundayım.

Nein, nein, lasst mich gehen!

Hayır, hayır bırakın beni!

Wenn irgendetwas schief geht, mache ich Sie dafür verantwortlich.

Eğer bir şeyler ters giderse, bundan seni sorumlu tutarım.

Ich möchte genau feststellen, wohin dieser Kree-Typ geht.

Bu Kree'nin tam olarak nereye gittiğini saptamak istiyorum.

Ich gehe. Aber ihr müsst selbst für eine Ersatznominierung sorgen.

Ben gidiyorum ama kendinize adaylık için bir yedek bulmalısınız.

Aber etwas ging schief.

Ama bir şeyler ters gitti.