gewaltigen

Stur, unreif immer noch eine gewaltige Nervensäge.

İnatçı, olgunlaşmamış ve hâlâ tam bir baş belası.

Ihr macht einen gewaltigen Fehler.

Çok büyük bir hata yapıyorsunuz.

Ein gewaltiger Fremder.

Heybetli bir yabancı.

Sie erlitt ein gewaltiges Kopftrauma.

Bak, büyük bir beyin travması geçirdi.

Ein gewaltiger Feldzug.

Şahane bir savaştı.

Schlafende Menschen, von gewaltigen Gefühlen gerüttelte Menschen.

Uyuyan insanlar, ya da vahşi duygularla davrananlar.

Sie waren plötzlich umringt von einem gewaltigen Feuermeer.

Bir ateş çemberi tarafından kuşatıldılar. Kapana kısıldılar.

Wunderschöne Seen, gewaltige Berge, köstliche Schokolade. Und der Finanzwelt Lieblingskunstgriff:

Güzel göller, yüce dağlar, nefis çikolatalar ve finans dünyasının en sevilen numarası:

Eine Bundesscheiße von gewaltigen Ausmaßen.

Destansı boyutlara varmış bir federal sıçıştır.

Von dieser gewaltigen Verschwörung?

Bu uçsuz bucaksız komplodan mı?