goldene

Denn ich habe einen goldenen Gutschein

Çünkü benim bir Altın Bilet'im var

Ich habe einen goldenen Gutschein

Benim bir Altın Bilet'im var.

Ich hatte goldene Statuen erwartet, Wasserfälle.

Ben altından heykeller ve şelaleler görmeyi umuyordum.

Ein goldenes Kalb!

Altın bir buzağı!

Ein paar goldene Schuhe

Bir çift dore ayakkabı

Wir haben zwei goldene Karten!

İki tane altın biletimiz var.

Schaut, fantastische goldene Rolltreppen!

Bakın! Fantastik altın asansörler!

Ein goldener Käfig voller Scheiße.

Bokla dolu bir altın kafes bu.

Kleine, goldene Kaleidoskope.

Küçük altın Kaleydeskoplar.

Ist sie sein goldenes Ticket?

Bu onun 'altın bileti' mi?