großen

Sie untersuchen ein sehr unbedeutendes Stück eines viel größeren Puzzles.

Çok büyük bir bulmacanın çok önemsiz parçasını soruşturuyorsun.

Sie sind ein großer Frauenliebhaber, Porfirij Semjonowitsch.

Siz harika bir kadın aşığısınız, Porfiry Semyonovich.

Sie kennenzulernen ist eine wirklich große Sache für mich.

Sizinle tanışmak benim için çok önemli bir şey.

Sie meint, eine größere Verbreitung würde für uns höhere Werbe-Budgets bedeuten.

Demek istediği, geniş dağılımın bize daha büyük bir reklâm bütçesi sunabileceği.

Ein kleiner Schritt für einen Zauberer, ein großer Schritt für

Bir büyücü için küçük bir adım. Büyücüler içinse büyük bir Ne?

Ich wollte schon immer ein großes Wissenschaftslabor sehen.

Her zaman büyük bir laboratuvar görmek istemişimdir.

Wissen Sie warum ein guter Barkeeper große Eiswürfel bevorzugt?

İyi bir barmen neden büyük buz küpü kullanır, biliyor musun?

Sie haben uns eigentlich einen großen Gefallen getan.

Aslında bize çok büyük bir iyilik yaptın.

Ich fürchte, ich machte einen großen Fehler.

Ben Korkarım büyük bir hata yaptım.

Ein großer Tatort für eine kleine Stadt.

Küçük bir kasaba için büyük bir olay yeri.