heftige

Ein Tumor kann definitiv Gehirnfunktionen beeinflussen, auch heftige Halluzinationen auslösen.

Bir tümör kesinlikle beyin fonksiyonunu etkileyebilir gerçekçi halüsinasyonlara da sebep olabilir.

Ich hatte letzte Woche einen heftigen Abend.

Geçen hafta sert bir gece geçirdim.

Ich habe sehr heftig reagiert.

Çok yoğun bir tepki gösterdim.

Aber dann werden wir sie heftig aufmischen.

Ama sonra, onları çok fena atlatacağız.

Sie führten ein heftiges Gespräch.

Hararetli bir şeyler konuşuyorlardı.

Ein heftiger Sturm überkam uns

Şiddetli fırtına bizi vurdu.

Apropos Vulkane, Mann, sind sie ein heftiger magmatischen Gesteinsformation!

Volkanlar demişken şiddetli bir püskürük kaya oluşumudurlar!

Heftige und dauerhafte Anspannung in der Brust, Verdauungsstörung, verschwommene Sicht, Kurzatmigkeit

Şiddetli ve geçmeyen göğüs sıkışması hazımsızlık, bulanık görme, nefes darlığı.

Sie ist sehr selten und sehr heftig.

Bu çok nadir, ve çok ağırdır.

Von einem heftigen Regen kann man etwas lernen.

Bir yağmur fırtınasından öğrenecek bir şeyler vardır.