German-Turkish translations for herstellen:

yapmak · etmek · üretmek · imal etmek · kurmak · yaratmak · oluşturmak · üretim · other translations

herstellen yapmak

Das Mikro-Bombengehäuse muss aus irgendeinem ferromagnetischen Material hergestellt sein.

Mikro bombanın dış kabı bir tür ferromanyetik maddeden yapılmış olmalı.

Wer hat ihn dann hergestellt?

O zaman bunu kim yaptı?

Weil wir können das tödliche, tödliche Chrom herausschmelzen, um Rattengift und künstliche Süßstoffe herzustellen.

Çünkü içerisindeki ölümcül kromu fare zehri ve yapay tatlandırıcı yapmak için kullanabiliriz.

Click to see more example sentences
herstellen etmek

Wir müssen alles einzeln Stück für Stück herstellen.

Her şeyi tek tek, parça parça imal etmemiz lazım.

Sie haben Huon-Partikel hergestellt.

Huon partikülleri imal ediyorlar.

Freitag morgen, halfen uns Andrew Lloyd Webber und Elaine Stritch Brieftaschen herzustellen.

Cuma sabahı, Andrew Lloyd Webber ve Elaine Stritch cüzdan yapmamıza yardım etti.

Click to see more example sentences
herstellen üretmek

Es ist eine Fabrik die Dünger herstellt, Agrarchemikalien.

Bu gübre ve tarım kimyasalları üreten bir fabrika.

Wir brauchen es, um ein Heilmittel herzustellen.

Onu bir tedavi üretmek için kullanacağız.

Die Stiftung benutzt Wissenschaft, um Kriegswaffen herzustellen!

Vakıf bilimi savaş silahları üretmek için kullanıyor!

Click to see more example sentences
herstellen imal etmek

Wir müssen alles einzeln Stück für Stück herstellen.

Her şeyi tek tek, parça parça imal etmemiz lazım.

Sie haben Huon-Partikel hergestellt.

Huon partikülleri imal ediyorlar.

Cemal Pascha möchte, dass ein nationales Automobil hergestellt wird.

Cemal Paşa bir yerli otomobil imal edilmesini istiyor.

Click to see more example sentences
herstellen kurmak

Wir sollten den Erstkontakt zu den Tarkannanern herstellen.

İlk görevimde, Tarkannanlar ile temas kurmak üzere gönderildik.

Verbindung mit Sonnenbrillen Kamera hergestellt.

Güneş gözlüğü kamerası ile bağlantı kuruldu.

herstellen yaratmak

Wir konnten ein einzelnes Omegamolekül herstellen.

Bir seferinde, bir Omega molekülü yaratmıştık.

Ich wollte niemals Waffen herstellen, Mitsue.

Asla bir silah yaratmak istemedim Mitsue.

herstellen oluşturmak

Wer hat den Virus hergestellt?

Bu virüsü kim oluşturdu?

herstellen üretim

Martin du hast Ecstasy hergestellt, eine Droge der Klasse-I.

Martin Ekstazi üretimi yapıyorsun bir çeşit uyuşturucu yani.