herumlaufen

Gestern sah ein Lehrer eine Frau, auf die Zivas Beschreibung passt, dort herumlaufen.

Dün, bir öğretmen Ziva'nın tarifine uyan birisinin etrafta dolandığını görmüş.

Und werden die vierzig Werst um ihn herumlaufen.

Bu da en aşağı kırk kilometre yol yürüyecekler demektir.

Seit er mir verdeutlichte, dass hier zu viele Schwanzträger herumlaufen.

Burada çok fazla sap olduğuna dikkatimi çektiğinden beri.

Weil ich die beiden vorhin herumlaufen sah.

Çünkü biraz önce geçerlerken gördüm de.

Eine schöne Lady wie Sie, sollte hier nicht alleine herumlaufen.

Senin gibi hoş bir bayan burada tek başına olmamalı.

Nun muss ich zwei Tage so herumlaufen!

Şimdi iki gün boyunca böyle dolaşacağım.