German-Turkish translations for im:

-de · içinde, iç, için · in · ayın · taraf · other translations

im -de

Ich nenne ihn Scheiße-im-Hirn.

Ben ona "Beyinsiz" diyorum.

Aber Neongrüne Flüssigkeit im Mund könnte Antifrostschutzmittel sein.

Ama ağız boşluğundaki parlak yeşil sıvı antifriz olabilir.

Reddington durchlief einst einen kometenhaften Aufstieg im Pentagon.

Reddington bir zamanlar Pentagon'da gelecek vadeden biriydi.

Click to see more example sentences
im içinde, iç, için

Gouverneur Arthur hat zugestimmt, Raymond für einen Posten im Kabinett vorzuschlagen.

Vali Arthur, Raymond'u kabinede bir görev için düşünmeyi kabul etti.

Lisa und ich haben für die Hochzeit im Aria gebucht.

Lisa ve ben düğün için Aria Otel'de kalıyoruz.

Ich habe Ihnen einen Kompass im Handschuhfach hinterlegt.

Senin için torpido gözüne bir pusula bıraktım.

Click to see more example sentences
im in

Miss Sagorsky, laut Richter Varicks Notizen, sind Sie im Blatt's Kaufhaus angestellt?

Bayan Sagorksy, Yargıç Varick'in notlarına göre Blatt alışveriş merkezinde çalışıyormuşsunuz.

Kevin und ich werden im Duett "Rolling In The Deep" singen!

Kevin ve ben "rolling in the deep" de düet yapıyor olacağız.

Finde heraus, was genau Admiral Chase im Pentagon macht.

Amiral Chase'in Pentagon'da tam olarak ne yaptığını öğren.

Click to see more example sentences
im ayın

Sechs pro Tag, eine Packung in fünf Tagen, macht sechs Packungen im Monat.

Günde altı tane. Bir paket, beş gün. Ayda altı paket yapar.

Und jetzt heiratet Miss Honeychurch im Januar Mr. Vyse

Ve şimdi de Bayan Honeychurch Ocak ayında Bay Vyse ile evlenecek

Aber ihr könnt einmal im Monat telefonieren.

Ama ayda bir telefon görüşmesi yapabilirsiniz.

Click to see more example sentences
im taraf

Danach werden Sie zwar erst mal hinten im Gefangenentrakt aufgenommen, aber

Ardından gerçi önce arka tarafa, tutulular bölmesine alınacaksınız, ama

Von Rauschgiftdealer angeschossener Polizist liegt im Koma.

Polislik torbacı tarafından vurulup komaya girmektir.

Sie ist bei Danny, jagt Tennisbälle im Jenseits.

O Danny ile birlikte diğer tarafta tenis topu kovalıyor.

Click to see more example sentences