German-Turkish translations for immer:

her zaman · hep · daima · sürekli · sonsuza dek · sonsuza kadar · sık · other translations

immer her zaman

Diese unglücklichen Seelen immer ein junges Paar "werden dann lebendig begraben.

Bu talihsiz insanlar, her zaman genç bir çift oluyor ve diri diri gömülüyorlar.

Sie bleiben immer ein Außenseiter.

Her zaman bir yabancı olarak kalacaksın.

Aber immer sehr sympathisch.

Ama her zaman mutluydu.

Click to see more example sentences
immer hep

Aber ich liebte dich immer!

Ama ben seni hep sevdim!

Trotzdem bleibt ihr immer meine Kinder.

Yine de, hep benim çocuklarım olacaksınız.

T'Pring, getrennt von mir und niemals getrennt, niemals und immer berührend und berührt.

T'Pring, benden ayrıldın ve asla ayrılmadın hiç dokunulmadın ve hep dokunulacaksın.

Click to see more example sentences
immer daima

Ich werde dich auch immer lieben.

Ben de seni daima seveceğim.

Zeig immer Respekt.

Daima saygı göster.

Kandidat Nummer eins liebt dich, hat dich immer geliebt und wird dich immer lieben.

Bir numaralı talipli seni seviyor. Seni daima sevdi ve hep sevecek.

Click to see more example sentences
immer sürekli

Warum müssen wir immer wieder darüber sprechen?

Neden sürekli bu konu hakkında konuşmak zorundayız?

Immer dieselben Gespräche, dieselben Termine.

Sürekli aynı konuşmalar, aynı düzen.

Ich meine, physisch, von ihren immer wiederkehrenden Albträumen.

Yani fiziksel olarak sürekli gördüğü kabuslardan dolayı.

Click to see more example sentences
immer sonsuza dek

Jetzt habe ich dich für immer verloren.

Ve şimdi seni sonsuza dek kaybettim.

Wahrscheinlich für immer.

Muhtemelen sonsuza dek.

Schließe diese Tür für immer.

O kapıyı sonsuza dek kapat.

Click to see more example sentences
immer sonsuza kadar

Echte geheimdienstliche Operationen bleiben geheim, für immer.

Gerçek istihbarat operasyonları, sonsuza kadar gizli kalır.

'KANNlBALE' FÜR immer hinter gittern!

'YAMYAM' SONSUZA KADAR KODESTE!

Und ich dich. Dich und keinen anderen für immer.

Ve ben de seni, senden başka kimseyi, sonsuza kadar.

Click to see more example sentences
immer sık

Ich hielt Babys immer für langweilig, aber Freak-Babys

Bebekleri hep sıkıcı bulmuşumdur ama ucube bebekler

Dachte immer, Sie seien langweilig.

Hep sıkıcı olduğunu düşünmüştüm.

Spielst du immer noch diese öden alten Spielchen?

Hala o eski sıkıcı oyunu mu oynuyorsun?

Click to see more example sentences