German-Turkish translations for können:

-ebilmek, -abilmek · olmak · etmek, edebilmek · yapmak · · vermek · bilmek · izin · anlamak · açmak · başarmak · can · yetenek · other translations

können -ebilmek, -abilmek

Sie können Ihre Karriere zehn Jahre fortführen, zehn Jahre perfekter, unvergänglicher Schönheit.

Kariyerine on yıl daha devam edebilirsin. On yıl mükemmel, değişmeyen bir güzellik.

Ich kann auch helfen.

Ben de yardım edebilirim.

Kann ich dich Morgen anrufen?

Seni yarın arayabilir miyim?

Click to see more example sentences
können olmak

Ein Tumor kann definitiv Gehirnfunktionen beeinflussen, auch heftige Halluzinationen auslösen.

Bir tümör kesinlikle beyin fonksiyonunu etkileyebilir gerçekçi halüsinasyonlara da sebep olabilir.

Wie kann sie eine Priesterin sein?

Nasıl bir rahibe olabilir ki?

Wir können alles haben, wovon wirjemals getrãumt haben.

Her şeyimiz olabilir. Bütün istediklerimiz gerçek olabilir.

Click to see more example sentences
können etmek, edebilmek

Sie können Ihre Karriere zehn Jahre fortführen, zehn Jahre perfekter, unvergänglicher Schönheit.

Kariyerine on yıl daha devam edebilirsin. On yıl mükemmel, değişmeyen bir güzellik.

Kann ich mich wenigstens verabschieden?

En azından veda edebilir miyim?

Hey, wie kann ich helfen?

Hey. Nasıl yardım edebilirim?

Click to see more example sentences
können yapmak

Jetzt kann ich immer Karaoke-Duette singen.

Artık her zaman karaokede düetler yapabilirim.

Ich bin Dave Skylark und ich kann jeden interviewen.

Ben Dave Skylark ve ben herkesle röportaj yapabilirim.

Genau wie ich, aber was kann ich tun?

Ben de öyle ama ne yapabilirim ki?

Click to see more example sentences
können

Sicher, aber ich kann nichts versprechen.

Tabii, ama hiçbir şey için söz veremem.

Astrid konnte keine Firma finden, die in den letzten sechs Monaten Chromtrioxid gekauft hat.

Astrid son altı ay içinde krom trioksit satın alan bir şirket bulamamış.

Oh, ich kann immer Zeit für Sie und Frank finden.

Oh, sen ve Frank için her zaman vakit yaratabilirim.

Click to see more example sentences
können vermek

Können Sie uns ein Beispiel geben?

Bize bir örnek verebilir misin?

Ich konnte ihr nichts geben.

Ona hiçbir şey veremem.

Können wir ihnen nur noch eine Chance geben, bitte?

Onlara bir şans daha verebilir miyiz, lütfen?

Click to see more example sentences
können bilmek

Ein guter Kämpfer muss einstecken können wie ein Büffel.

İyi bir dövüşçü bir bufalo gibi saldırmasını bilmeli.

Ich kann kein Wort russisch.

Ben Rusça bile bilmiyorum.

Du willst das Geheimnis wissen. Aber alleine kann der Mensch nichts erreichen.

Sır"rı bilmek istiyorsun, ama insan kendi başına bir şey başaramaz.

Click to see more example sentences
können izin

Eine gute Hexe verwischt ihre Spuren, aber eine bessere, kann sie wieder aufdecken.

İyi bir cadı izlerini gizler. Ama ondan daha iyi olan izleri ortaya çıkarır.

Mr Tuvok, können Sie die Ionenspur des Schiffes lokalisieren, das Sie angriff?

Bay Tuvok, size saldıran geminin, iyon izlerini tespit edebilir misiniz?

Wie konntest du das zulassen?

Bunun olmasına nasıl izin verdin?

Click to see more example sentences
können anlamak

Zumindest können wir uns jetzt gegenseitig nachvollziehen.

En azından şimdi hepimiz birbirimizi anlıyoruz.

Wie konnte ich erklären wievielMusikmir bedeutete?

Nasıl ona benim için müziğin önemini anlatabilirdim?

Hören Sie, es ist nichts Persönliches. Escher kann nur wirklich meine Vision verstehen.

Bak, kişisel bir şey değil, yalnızca Escher benim vizyonumu gerçekten anlıyor.

Click to see more example sentences
können açmak

Diese Handelsverhandlungen können wirklich mörderisch sein.

Bu ticaret pazarlıkları gerçekten cinayete yol açabilir.

Können Sie sie öffnen, Mr. VasIov?

Onu açabilir misiniz Bay Vaslov?

Können Sie einen Kanal öffnen?

Bir kanal açabilir misin?

Click to see more example sentences
können başarmak

Olivia, wir konnten Gus' Gehirnwelle isolieren.

Olivia, Gus'ın beyin dalgalarını ayırmayı başardık.

Aber nun, ohne Chip, konnte dieser Kerl für mich den Index entschlüsseln.

Ama şimdi çipin çıkarılmasıyla bu adam benim için indeksi deşifre etmeyi başardı.

Du willst das Geheimnis wissen. Aber alleine kann der Mensch nichts erreichen.

Sır"rı bilmek istiyorsun, ama insan kendi başına bir şey başaramaz.

Click to see more example sentences
können can

Kann ich Ihnen helfen, Süsse? Vielleicht.

Canım sana yardım edebilir miyim?

Kann ich bitte Ihre Tasche sehen?

Can senin çanta görmek, lütfen?

Schätzchen, kannst du rangehen?

Canım, telefona bakabilir misin?

Click to see more example sentences
können yetenek

Aber begabte Chirugen können sehr spezielle Reaktionen hervorrufen.

Ama yetenekli cerrahlar çok iyi sonuçlar doğurabilir.

Eine neue Fähigkeit kann beängstigend sein.

Yeni ortaya çıkan bir yetenek korkutucu olabilir.

Wir können fossilen Kohlenstoff in menschliche Biomasse verwandeln.

Fosil karbonu alma yeteneği ve insan büyümesine dönüştürme.

Click to see more example sentences