klapperte

Ich hörte ein Klappern und es war eine Klapperschlange.

Bir tıkırtı duydum ve bu bir çıngıraklı yılandı.

Füßchen, die tappen, Holzschuhe klappern,

Küçük ayaklar patırdıyor, takunyalar takırdıyor,

Er klapperte da unten mit seinen Töpfen und Pfannen.

Tencere, tava, tangır tungur, krepleri yapmak için uğraşırdı.

Warum klappert es sein Gesichtsloch?

Onları yok edelim! Kajiggaru desu!

Die Wasserhähne klappern etwas.

Evet, metal armatürler sarsıntıdan

Was klappert da drin?

Bu takırdayan da ne?