German-Turkish translations for legen:

koymak · etmek · yer · yatmak · yerleştirmek · yapmak · kullanmak · other translations

legen koymak

Vielleicht sollte ich Plastikfolie aufs Bett legen.

Belki de yatağına plastik çarşaf koymalıyım.

Franz legen Sie noch ein Gedeck für Fräulein Maria auf.

Franz Fräulein Maria için yanıma bir sandalye koy.

Scharfschützen entdeckten unser Nest und legten ein Ei.

Keskin nişancılar yuvamızı buldular ve yumurta koydular

Click to see more example sentences
legen etmek

Deswegen wird er mich nie flach legen.

İşte bu yüzden beni asla mat edemeyecek.

Philip, rasier ihm die Leistengegend. Ich lege dann einen Femoraliskatheter.

Philip, hastanın kasıklarını tıraş et ki ben de üçlü lümeni yerleştirebileyim.

OK, Hank, legen Sie los.

Tamam Hank, devam et.

Click to see more example sentences
legen yer

Wir legen noch einen Zwischenstopp ein.

Önce başka bir yere daha uğrayacağız.

Jetzt lege dein Schwert nieder.

Şimdi, kılıcını yere indir.

Vincent schnarcht wie verrückt, Maddy hat einen seichten Schlaf und Frances kann mich in Ketten legen, wenn ich wen aufwecke, denn sie ist der Captain.

Vincent deli gibi horluyor, Maddy'nin uykusu tavşan uykusu gibi ve Frances de, eğer birini uyandırırsam beni bir yere kelepçeler, çünkü kaptan o

Click to see more example sentences
legen yatmak

Ich sah es, ich sah ihn buchstäblich gelegt bekommen.

Ben izledim, ben gerçekten onu yatmak gördüm.

Auf den Boden legen, sofort!

Hemen yere yat.. Hadi..

Jetzt legst du dich auf ihn.

Şimdi sen onun üstüne yat.

Click to see more example sentences
legen yerleştirmek

Als ob sie Sprengkapseln, ja Sprengkapseln gelegt haben, um das Gebäude abzureißen, bumm, bumm, bumm.

Sanki fünyeleri varmış gibi, evet, fünye, binayı yıkmak için yerleştirilmiş, Bum, Bum Bum!

Ein Baum, in den mich meine Mutter legte.

Bir ağaç. Annem beni içine yerleştirdi ve

Im Ounkeln umstellte er die Polizeikasernen, kappte die Telefonleitungen und legte Oynamit unter die Mauer.

Karanlıkta polis karakollarını sardı, telefon hatlarını kesti ve duvar dibine dinamit yerleştirdi.

Click to see more example sentences
legen yapmak

Du legst einen Garten mit Nachtblühern an, töpferst, liest lateinische Literatur.

Gece gece bahçede çiçeklendirme, çölekçilik filan yapıyorsun. Bir de Latin Edebiyatı okuyorsun.

Und tu' mir einen Gefallen, Süße legen einen Schoko-Cupcake für Johnny zur Seite.

Ve bana bir iyilik yapın şekerler, Johnny için bir tane çikolatalı ayırın.

Er legte Berufung ein und bekam einen dritten Prozess.

Temyize başvurdu ve üçüncü bir duruşma yapıldı.

legen kullanmak

Labert legt einen vernichtenden Stock-Check auf Schuckersand

Labert, Schuckersand üzerinde yıkıcı bir güç kullanıyor.