German-Turkish translations for leiten:

yönetmek · etmek · yapmak · idare etmek · başlatmak · yönlendirmek · rehberlik · çıkmak · other translations

leiten yönetmek

Wer leitet diese Operation wirklich, David?

Bu operasyonu gerçekten kim yönetiyor David?

Al Zahrani leitet eine terroristische Zelle aus der saudischen Botschaft heraus.

Al Zahrani, Suudi elçiliğinin dışında, bir terörist hücresini yönetiyor.

Du bist ein wütender Rebell, der ein beliebtes Magazin leitet.

Hayır, sen popüler bir dergi yöneten kızgın bir asisin.

Click to see more example sentences
leiten etmek

Ich soll den Mandela-Sondertrupp leiten.

Benden Mandela'ya nezaret etmem isteniyor.

Giselle Mack, leitet die städtische Kunststiftung.

Giselle Mack, şehrin sanat vakfını idare ediyor.

Alle Energie zum Super-Entladungssystem leiten!

Tüm enerji Pozitron Silahı'na transfer edildi.

Click to see more example sentences
leiten yapmak

Leite Startfolge ein.

Kalkış hazırlığını yap.

Wir leiten hier ein Geschäft, Michelle.

Burada bir yapıyoruz, Michelle.

Meine Mutter ist in Borrego und leitet eine Meditation in einer Glaskuppel.

Benim annem Borrego'da biyosferik bir kubbenin içinde ses banyosu yapıyor.

Click to see more example sentences
leiten idare etmek

Giselle Mack, leitet die städtische Kunststiftung.

Giselle Mack, şehrin sanat vakfını idare ediyor.

Ich habe zwei Jahre versucht, ihn zu leiten.

İki yıl boyunca onu idare etmeye çalıştım.

Weil die mich brauchen, um die Firma zu leiten!

Çünkü şirketi idare etmek için bana ihtiyaçları var.

Click to see more example sentences
leiten başlatmak

Die letzte Phase beginnt. Alle Reserveenergien zum Progenitor leiten.

Son aşama başlıyor, bütün ayrılmış gücü Yaratıcı'ya yönlendirin.

Mr. Quinn, leiten Sie unverzüglich die Bohrungen ein.

Bay Quinn, hemen kazı yapmaya başlayın. Tamam.

leiten yönlendirmek

Sie leiteten einen Phaseninduzierer um, als eine Plasmaleitung platzte.

Faz indükleyicisinin yönünü değiştirirken plazma kanallarından biri patladı.

leiten rehberlik

Wer wird ihn leiten?

Ona kim rehberlik edecek?

leiten çıkmak

Er leitete eine Dorfzeitung.

Bir taşra gazetesi çıkarıyordu.