musstest

Du musstest es sein aber ich bin enttäuscht.

Bu sen olmalıydın ama hayal kırıklığına uğradım.

Du musstest ein paar Leute töten, richtig?

Ama birkaç kişiyi öldürmek zorunda kaldın değil mi?

Weil New York überlebt hat, schätze ich, musstest Du ziemlich kreativ sein, oder?

Çünkü New York kurtuldu. Tahminimce oldukça yaratıcı olmuşsundur, değil mi?

Warum musstest du diesen Brief schreiben?

Bu mektubu yazmak zorunda mıydın? Mektup mu?

Musstest du ihn wirklich feuern?

Onu gerçekten kovmak zorunda mıydın?

Du musstest den ganzen Weg laufen?

Bütün bu yolu yürümek zorunda kaldın?

Du musstest deinen eigenen Vater umlegen?

Kendi babanı öldürmek zorunda kaldın?

Wie einen Bauplatz, den du organisieren musstest?

İşçilerini örgütlediğin inşaat alanları gibi mi?

Du musstest immer der Erste sein.

İlla hep sen ilk olacaksın.

Dann sag ihnen, warum du mit der Polizei sprechen musstest.

O zaman neden polise konuşmak zorunda olduğunu söyle.