opulenten

Er und meine Mutter organisierten die opulentesten Partys der Literatenszene.

O ve annem edebiyat dünyasının en büyük partilerini düzenlerlerdi.

Seine entlegenen Strände und opulenten Casinos machen Porta Corsa zur Spielwiese für die Reichen.

Tenha plajları ve zengin kumarhaneleriyle Porto Corsa zenginler için gerçekten bir oyun alanı.

Das Rokoko, eine merkwürdige, andersartige Zeit! Überwältigend, opulent.

Rokoko, gereksiz şatafatıyla çöküşe geçip, tarihte kaybolmaya yüz tutmuştur.

Dann gehen wir opulent Zum Essen aus.

Sonra dışarı çıkıp güzel bir yemek yiyeceğiz.