prächtigste

Sehr schöne Moschee Prächtig.

Çok güzel cami, fevkalade.

Khedijas Tochter, eine prächtige Stimme.

Khedija'nın kızı. Muhteşem bir sesi var.

Ich überließ Euch zwei prächtige Tiere.

Ben size iki muhteşem hayvanlar bıraktım.

Außerdem fühle ich mich prächtig.

Üstelik, kendimi gayet iyi hissediyorum.

Sein prächtiges Schnauben ist Schrecken.

Burun deliklerinin ihtişamı korkunçtur.

Stehen Ihnen prächtig, Taja.

Sana çok yakıştılar, Taya.

Kurzum, wir verstanden uns prächtig.

Kısacası çok iyi anlaşıyorduk.

Wir werden uns prächtig amüsieren!

Çok güzel vakit geçireceğiz.

Wir haben uns prächtig amüsiert.

Çok güzel vakit geçirdik.

Diese Jungs amüsieren sich prächtig.

Çocuklar harika vakit geçiriyorlar.