schluchzt

Delirium, Heulen, Schluchzen.

Hezeyan, ağlama, hıçkırma.

Ich drohte ihm und er heulte und schluchzte wie ein Mädchen.

Onu tehdit ettim ve bir kız gibi burnunu çeke çeke ağladı.

Ich wiederhole: "Das lange Schluchzen der Herbstgeigen.

Tekrar ediyorum: "Güz kemanlarının uzun hıçkırıkları.

Das lange Schluchzen der Herbstgeigen.

Güz kemanlarının uzun hıçkırıkları.

Sein Instrument ist keine Geige mehr, es ist ein lebendes Wesen, das vor Furcht und Trauer schluchzt und schaudert

Enstrümanı artık bir keman değil, o yaşayan bir şey, üzüntü ve korkuyla ürperten bir şey.

Seine Tochter rief ihn an. Sie schluchzte.

Kızı onu aramış, hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş.

Mir liegt es nicht, schluchzend Zügen nachzuwinken. Ach, komm!

İsli istasyonlarda ıslak mendil sallamayı hâlâ bırakmadım.