German-Turkish translations for so:

böylelikle, böyle, böylece · da · öyle · ki · işte · yani · şöyle · her ne kadar · rağmen · ise de · gerçi · other translations

so böylelikle, böyle, böylece

Und so endet die Rettung von B'Elanna Torres, halb Klingonin, halb Mensch.

Ve böylece biter B'Elanna Torres'in kurtuluşu, Yarı Klingon, B'Elanna Torres, Yarı insan,

So hab ich ihn noch nie gesehen.

Onu daha önce hiç böyle görmedim.

Hast du jemals so etwas gefühlt?

Hiç böyle bir şey hissettin mi?

Click to see more example sentences
so da

Es ging an so etwas wie ein Kinderkrankenhaus oder so etwas, aber das das ist mein Meisterwerk.

Bu, tıpkı, çocuk hastahanesi ya da öyle bir şey gibi, ama Bu Bu benim başyapıtım.

Oder eine Nobelprostituierte Du bist so schön

Ya da birinci sınıf bir fahişe gibi. Çok güzelsin.

Da ist ein Echo oder so was.

Bir yankı ya da öyle bir şey var.

Click to see more example sentences
so öyle

Es ging an so etwas wie ein Kinderkrankenhaus oder so etwas, aber das das ist mein Meisterwerk.

Bu, tıpkı, çocuk hastahanesi ya da öyle bir şey gibi, ama Bu Bu benim başyapıtım.

Warum nennst du mich so?

Neden bana öyle diyorsun?

Ich habe alles so perfekt geplant.

Her şeyi öyle mükemmel planlamıştım ki.

Click to see more example sentences
so ki

Ich weiß, es ist komisch, aber er ist so gut und stark gewesen und es macht mich glücklich.

Garip olduğunu biliyorum. Ama o kadar iyi ve güçlü davrandı ki. Beni mutlu ediyor.

Warum zeichnet jemand so etwas in ein Kinderbuch?

Biri niye çocuk kitabına böyle bir şey çizer ki?

In der Mine drin gibt es eine Goldader, die ist so umfangreich

Madenin içinde öyle bir altın damarı var ki, en az

Click to see more example sentences
so işte

Es war immer Arbeit und nichts weiter als Arbeit und so wird es weiterhin sein, kein Zweifel.

Her zaman , ve daha çok işti. Hiç şüphem yok ki, öyle olmaya devam edecek.

Du hast so was schon mal gemacht, oder?

Bu işi daha önce yaptın değil mi?

Ich dachte schon Bauarbeiter oder so.

Ben de inşaat işçisi felan zannetmiştim.

Click to see more example sentences
so yani

Ich meine, natürlich war es ein großer Schock, weil wir doch so glücklich waren, wisst ihr?

Yani bu benim için büyük bir şok oldu tabii. Çünkü çok mutluyduk, biliyor musunuz?

So wie Abbys Patschuli Parfüm.

Yani Abby'nin silhat parfümü gibi.

Ich meine, wer wäre schon so doof?

Yani kim bu kadar aptal olabilir ki?

Click to see more example sentences
so şöyle

Ich könnte wie ein Baby glucksen, ungefähr so

Belki de bir bebek gibi ağlamalıyım. Şöyle:

Ich sagte dann so etwas wie

Ben de şöyle bir şeyler dedim:

Da gibt es so eine Sache, oder nicht?

Şöyle de bir şey var, değil mi?

Click to see more example sentences
so her ne kadar

Es ist alles so unfair!

Her şey ne kadar adaletsiz.

Oh, mein Gott, es ist so stickig hier drin.

Tanrım. Her şey ne kadar sıkışık burada.

Aber Barry, so schnell du auch bist, du kannst nicht überall gleichzeitig sein.

Ama Barry ne kadar hızlı olursan ol, aynı anda her yerde olamazsın.

Click to see more example sentences
so rağmen

Obwohl ich so eine schlechte Mutter bin?

Çok kötü bir anne olmama rağmen mi?

Obwohl, offen gesagt, nicht bei so viel.

Buna rağmen, açıkçası, o kadar da değil.

Sie haben mich herbestellt, denn obwohl Sam ein Spender ist brauchen sie eine gesonderte Einwilligung für so etwas.

Beni buraya çağırmalarının nedeni; Sam bir bağışçı olmasına rağmen böyle bir şey için özel bir izne ihtiyaçları varmış.

so ise de

Evangeline hatte so einen Spukladen in Harlem namens "Mammy Carter's".

Evangeline'nin, Harlem'de öyle bir büyücü dükkanı varmış, ismi "Mammy Carter's".

Ihr Name ist Jane oder Jan oder so ähnlich.

İsmi de Jane mi Jan ne öyle bir şey işte.

so gerçi

Obwohl es genau so anfing.

Gerçi kesinlikle öyle başladı.